Erkan Mumcu’nun 2007 iddialarına Bülent Arınç’tan sert yanıt geldi
Erkan Mumcu’nun Abdullah Gül ve Bülent Arınç’a yönelik 2007 iddiaları tartışma yarattı. Arınç suçlamaları reddederek Mumcu’ya sert sözlerle yanıt verdi.
Ahmet Taş | Siyasetin Sesi
ANKARA / TÜRKİYE — Eski bakan Erkan Mumcu’nun, 2007 Cumhurbaşkanlığı seçimi döneminde Abdullah Gül ve Bülent Arınç’ın Recep Tayyip Erdoğan’a karşı bir siyasi planın içinde olduğu yönündeki iddiaları, Arınç’ın sert yanıtıyla yeni bir tartışmaya dönüştü.
Yeniçağ’ın aktardığına göre AK Parti’nin eski isimlerinden Bülent Arınç, Mumcu’nun kendisi ve 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül hakkında dile getirdiği suçlamaları reddetti. Arınç, 2007’de Gül’ün Cumhurbaşkanı adaylığı kararının dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da dahil olduğu parti içi istişarelerin sonucunda alındığını savundu. Haberde yer alan karşılıklı iddiaların önemli bir kısmı tarafların kendi anlatımlarına dayanıyor ve kaynak metin bunlara ilişkin bağımsız bir doğrulama sunmuyor.
Mumcu’nun açıklamaları 2007 tartışmasını yeniden gündeme taşıdı
Tartışmanın başlangıcında Erkan Mumcu’nun, 2007 yılındaki Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecine ilişkin Abdullah Gül ve Bülent Arınç hakkında dile getirdiği ağır iddialar bulunuyor.
Kaynak metne göre Mumcu, Gül ve Arınç’ın o dönemde Gülen yapılanmasıyla iş birliği içinde hareket ederek Recep Tayyip Erdoğan’a karşı bir siyasi planın parçası olduğunu ileri sürdü.
Bu iddia üzerine Bülent Arınç sosyal medya hesabından uzun bir açıklama yayımladı.
Arınç, yaklaşık 20 yıldır Mumcu ile herhangi bir iletişim veya ilişkisinin bulunmadığını belirterek normal şartlarda kendisini muhatap almak istemediğini, ancak açıklamalarda doğrudan kendisinin ve Abdullah Gül’ün hedef alınması nedeniyle yanıt verme gereği duyduğunu söyledi.
Arınç ayrıca AK Partili eski milletvekili Şamil Tayyar’ın konuya ilişkin yaptığı açıklamalara teşekkür etti.
Arınç, Mumcu’nun AK Parti geçmişini hatırlattı
Bülent Arınç açıklamasında Erkan Mumcu’nun AK Parti’deki siyasi geçmişine de geniş yer ayırdı.
Mumcu’nun 2002 seçimlerinde AK Parti’den Isparta milletvekili seçildiğini ve ardından bakanlık görevine getirildiğini hatırlatan Arınç, o dönemin kabine oluşumuna ilişkin kendi bildiklerini aktardı.
Arınç’ın anlatımına göre Millî Eğitim Bakanlığı için başlangıçta Beşir Atalay’ın adı gündeme geldi ancak dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in Atalay’ı kabul etmemesi üzerine bu göreve Erkan Mumcu getirildi.
Mumcu daha sonra Kültür ve Turizm Bakanlığı görevini üstlendi.
Arınç, yaklaşık iki yıl sonra Mumcu’nun AK Parti’den ayrılarak Anavatan Partisi’ne geçtiğini ve burada genel başkan olduğunu hatırlattı.
Bu süreci eleştiren Arınç, dönemin askerî vesayet tartışmalarına gönderme yaparak Anavatan Partisi’nin AK Parti’ye karşı siyasi bir denge unsuru olarak kullanılmak istenmiş olabileceğini savundu.
Bu değerlendirme Arınç’ın siyasi yorumuna dayanıyor.
“Adayımız Abdullah Gül” kararını Erdoğan’ın verdiğini söyledi
Arınç’ın açıklamasındaki en önemli bölümlerden biri, 2007’de Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı adaylığına nasıl karar verildiğine ilişkin anlatımı oldu.
Arınç, Recep Tayyip Erdoğan’ın aday belirlenmeden önce milletvekilleri, parti teşkilatları ve kanaat önderleriyle kapsamlı istişareler yaptığını söyledi.
Kendisinin de Erdoğan ile 23 Nisan 2007’de Meclis Başkanlığı makamında görüştüğünü belirten Arınç, bu görüşmenin sonunda Erdoğan’ın Abdullah Gül’ün adaylığını benimsediğini aktardı.
Arınç, Erdoğan’ın kendisine:
“Hayırlı olsun, bizim de adayımız Abdullah Bey’dir”
dediğini ifade etti.
Arınç’a göre Gül’ün adaylığı parti içerisinde geniş destek gördü ve Erdoğan da adaylığı kamuoyuna açıklarken samimi bir destek ortaya koydu.
Bu anlatımla Arınç, Mumcu tarafından dile getirildiği belirtilen “Erdoğan’a karşı Gül-Arınç planı” iddiasını doğrudan reddetmiş oldu.
367 krizinde Mumcu’yu suçladı
Bülent Arınç, 2007 Cumhurbaşkanlığı seçimi sırasında yaşanan 367 tartışmasına ilişkin de Mumcu’ya yönelik sert eleştirilerde bulundu.
O dönemde Abdullah Gül’ün adaylığına karşı eşi başörtülü olduğu için yoğun siyasi ve toplumsal itirazlar bulunduğunu hatırlatan Arınç, 27 Nisan e-muhtırası ve eski Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu tarafından gündeme getirilen 367 tartışmasını da değerlendirdi.
Arınç’a göre Erkan Mumcu’nun liderliğindeki Anavatan Partisi’nin Meclis’teki Cumhurbaşkanlığı oylamasına katılmaması, 367 krizinin ortaya çıkmasında etkili oldu.
Arınç, Mumcu’nun milletvekillerini oylamaya sokmamakla suçlandığını hatırlatarak Doğru Yol Partisi’nden Ümmet Kandoğan ve Mehmet Eraslan ile CHP’den Esat Canan’ın kendi partilerinin kararlarına rağmen Genel Kurul’a girdiklerini söyledi.
Oylamada 361 milletvekilinin bulunması üzerine Anayasa Mahkemesi, Cumhurbaşkanlığı seçimi için gerekli toplantı yeter sayısının oluşmadığına karar vermişti.
Arınç ise Mumcu’nun daha sonra Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini savunan aktörlerden biri olarak gösterilmesine de karşı çıkarak böyle bir rol üstlendiğini görmediğini söyledi.
Arınç: Mumcu siyasi hayatının bedelini ödedi
Arınç açıklamasında 2007 genel seçimlerinin ardından yaşanan gelişmeleri de hatırlattı.
AK Parti’nin seçimlerden yaklaşık yüzde 47 oyla çıktığını ve 341 milletvekili kazandığını belirten Arınç, MHP’nin de Meclis’e girmesiyle Abdullah Gül’ün Ağustos 2007’de Cumhurbaşkanı seçilebildiğini söyledi.
Erkan Mumcu ile Mehmet Ağar’ın o dönemde Anavatan Partisi ve Demokrat Parti ekseninde yeni bir siyasi yapı oluşturma girişimlerine de değinen Arınç, bu girişimin başarılı olmadığını savundu.
Arınç, 2007’den sonra Mumcu ile AK Parti’nin önde gelen isimleri arasında herhangi bir siyasi temas bulunmadığını ileri sürdü.
Mumcu’nun siyasi kariyerinin bu süreçlerin ardından sona erdiğini söyleyen Arınç, onun daha sonra Anavatan Partisi genel başkanlığından ayrılmasını da hatırlattı.
“Gül ile beni yıpratmak istiyor olabilirler”
Arınç açıklamasının sonunda Mumcu’nun çıkışının nedenine ilişkin de çeşitli ihtimaller öne sürdü.
Mumcu’nun iddialarını “hezeyan” olarak nitelendiren Arınç, kendisinin ve Abdullah Gül’ün siyasi olarak yıpratılmak isteniyor olabileceğini savundu.
Arınç ayrıca bazı medya kanallarının Mumcu’yu bu amaçla kullanıyor olabileceğini ileri sürdü ve hiçbir somut kanıt sunmadan maddi nedenlerin de rol oynayabileceğine dair bir yorum yaptı.
Bu bölümdeki ifadeler Arınç’ın kişisel değerlendirme ve suçlamaları niteliğinde.
Kaynak metinde Erkan Mumcu’nun Arınç’ın bu son açıklamalarına verdiği yeni bir yanıt bulunmuyor. Abdullah Gül’ün de Mumcu’nun kendisi hakkındaki iddialarına ilişkin güncel bir açıklamasına yer verilmiyor.
Tartışma bu nedenle üç ayrı anlatımın kesiştiği bir noktada bulunuyor: Mumcu’nun 2007’ye ilişkin iddiaları, Arınç’ın bunları kesin bir dille reddeden açıklaması ve dönemin Cumhurbaşkanlığı seçimi sırasında yaşanan 367 kriziyle ilgili tarihsel kayıtlar.
Tarafların suçlayıcı ifadelerinin ötesinde, Mumcu’nun öne sürdüğü Gül-Arınç iş birliği iddiasını doğrulayan bağımsız bir belge veya kesinleşmiş yargı tespiti kaynak metinde sunulmuyor.
SiyasetinSesi.com
What's Your Reaction?
Like
0
Dislike
0
Love
0
Funny
0
Wow
0
Sad
0
Angry
0
Yorumlar (0)