AİHM’den Osman Kavala kararı: Ankara’dan sert tepki ve AİHS çıkışı

Summary / Meta Description: AİHM Büyük Dairesi Osman Kavala’nın serbest bırakılmasına hükmetti; Ankara kararı eleştirirken Mehmet Uçum AİHS üyeliğini gündeme taşıdı.

Aug 25, 2026 - 23:55
0
AİHM’den Osman Kavala kararı: Ankara’dan sert tepki ve AİHS çıkışı

Ahmet Taş | Siyasetin Sesi

ANKARA, TÜRKİYE — Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi, Osman Kavala’nın haklarının birden fazla başlıkta ihlal edildiğine hükmederek Türkiye’den Kavala’nın en kısa sürede serbest bırakılmasını ve mahkûmiyetinin sonuçlarının ortadan kaldırılmasını istedi.

Yaklaşık dokuz yıldır cezaevinde bulunan Kavala hakkındaki karar Ankara’nın sert tepkisine yol açtı. Türkiye tarafı AİHM’in ulusal yargının yetki alanına müdahale ettiğini savunurken, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum ise tartışmayı daha ileri taşıyarak Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne taraf olma durumunun dahi gelecekte gözden geçirilebileceğini öne sürdü.

AİHM Kavala’nın serbest bırakılmasını istedi

AİHM Büyük Dairesi, 25 Ağustos’ta açıkladığı Kavala v. Türkiye (No. 2) kararında, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki çeşitli yükümlülüklerini ihlal ettiği sonucuna vardı.

Mahkemenin resmî açıklamasına göre Türkiye’nin Kavala’nın serbest bırakılmasını “mümkün olan en erken tarihte” sağlaması ve hakkındaki mahkûmiyet kararının doğurduğu sonuçları ortadan kaldırması gerekiyor. AİHM ayrıca Kavala’nın mahkûmiyetinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hukuku açısından yok hükmünde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

On yedi yargıçlı Büyük Daire, 15’e karşı 2 oyla ifade özgürlüğünü düzenleyen 10’uncu madde, toplantı ve örgütlenme özgürlüğüne ilişkin 11’inci madde, adil yargılanma hakkını düzenleyen 6’ncı madde, özgürlük ve güvenlik hakkına ilişkin 5’inci madde ile haklara getirilen sınırlamaların amacı dışında kullanılmasını yasaklayan 18’inci maddenin ihlal edildiğine hükmetti.

Mahkeme ayrıca koşullu salıverilme ihtimali bulunmayan ağırlaştırılmış müebbet cezasının yapısı nedeniyle insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele yasağına ilişkin 3’üncü maddenin de ihlal edildiği sonucuna vardı.

Türkiye AİHM kararına itiraz etti

DW Türkçe’nin aktardığı Adalet Bakanlığı değerlendirmesinde, AİHM’in kararı Türkiye’ye karşı “yanlı yaklaşımın” bir örneği olarak nitelendirildi.

Benzer ifadelerin yer aldığı ve Türk basınında “adli kaynaklar” tarafından yapılan değerlendirme olarak aktarılan açıklamada, Kavala hakkındaki mahkûmiyetin Türkiye’deki bağımsız mahkemeler tarafından verildiği, istinaf ve temyiz süreçlerinden geçerek kesinleştiği vurgulandı.

Türkiye tarafı ayrıca AİHM’in Kavala’nın kesinleşmiş mahkûmiyetini Sözleşme hukuku bakımından geçersiz saymasının Mahkemenin yetki sınırlarını aştığını savundu.

Açıklamada AİHM’in ulusal yargının delil değerlendirmesi ve iç hukuk kurallarının uygulanmasına ilişkin alanına müdahale ettiği ileri sürülürken, Türk yargısının bağımsızlığı ve tarafsızlığına ilişkin AİHM değerlendirmeleri de reddedildi.

Mehmet Uçum’dan AİHS çıkışı

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum da karar sonrasında yaptığı açıklamada AİHM’i sert sözlerle eleştirdi.

Uçum, AİHM’in ulusal mahkemelerin üzerinde hiyerarşik bir temyiz mercii olmadığını savunarak, uluslararası mahkemelerin ulusal yargı bağımsızlığını ortadan kaldıracak biçimde hareket edemeyeceğini ileri sürdü.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ayrıca AİHM kararlarının kesinleşmiş Türk mahkemesi kararlarını doğrudan ortadan kaldırmadığını savundu ve yargılamanın yenilenmesi süreçlerinde son karar yetkisinin yine ulusal mahkemelerde bulunduğunu belirtti.

Uçum’un açıklamasındaki en dikkat çekici bölüm ise Türkiye’nin AİHS ile ilişkisine yönelik değerlendirmesi oldu.

“AİHM siyasi proje kararlar verdikçe Türkiye için hiçbir kıymeti kalmıyor.”

Uçum, Türkiye aleyhine siyasi amaçlarla karar verildiğini düşündüğü uygulamaların devam etmesi halinde Türkiye’nin AİHS’e taraf olma durumunun ve AİHM’e bireysel başvuru sisteminin gözden geçirilmesinin gündeme gelebileceğini savundu.

AİHM Türkiye’ye tazminat da yükledi

Büyük Daire, ihlal kararının yanı sıra Türkiye’nin Osman Kavala’ya 70 bin euro manevi tazminat ödemesine hükmetti.

Karara ilişkin ayrıntılı hukuki değerlendirmeye göre Türkiye ayrıca 43 bin 342,57 euro yargılama gideri ve masrafı ödeyecek. Böylece toplam ödeme yükümlülüğü 113 bin euroyu aşacak.

AİHM kararlarının yerine getirilmesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 46’ncı maddesi çerçevesinde Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından denetleniyor.

AİHM Büyük Dairesi kararları ise Mahkemenin nihai kararları arasında yer alıyor. AİHM’in resmî duyurusunda da Türkiye’den yalnızca tahliyenin sağlanması değil, Kavala hakkındaki mahkûmiyetin sonuçlarının ortadan kaldırılması istendi.

Kavala dosyası 2019’dan beri Avrupa Konseyi gündeminde

Osman Kavala, 18 Ekim 2017’de gözaltına alındı ve 1 Kasım 2017’de tutuklandı. Gezi Parkı eylemleriyle bağlantılı yargılamada önce beraat eden Kavala, daha sonra yeniden tutuklandı.

İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi, 25 Nisan 2022’de Kavala’yı Türk Ceza Kanunu’nun 312’nci maddesi kapsamında “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkûm etti.

Yargıtay 3’üncü Ceza Dairesi de 28 Eylül 2023’te ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını onayladı ve hüküm kesinleşti.

Kavala dosyası ise bundan önce de AİHM ile Türkiye arasında ciddi bir uyuşmazlığa dönüşmüştü. AİHM 10 Aralık 2019’da Kavala’nın tutukluluğunun hak ihlali oluşturduğuna karar vermiş ve serbest bırakılmasını istemişti.

Kavala’nın tahliye edilmemesi üzerine Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, 2022’de AİHS’nin 46’ncı maddesi kapsamında Türkiye hakkında istisnai nitelikteki ihlal prosedürünü işletmişti. AİHM Büyük Dairesi de 11 Temmuz 2022’de Türkiye’nin 2019 tarihli karara uyma yükümlülüğünü yerine getirmediği sonucuna varmıştı.

Yeni kararın uygulanması yeniden Avrupa Konseyi’nin gündeminde

AİHM’in 25 Ağustos 2026 tarihli kararı, önceki süreçten farklı olarak Kavala’nın yalnızca tutukluluğunu değil, ağırlaştırılmış müebbetle sonuçlanan yargılamayı, mahkûmiyeti ve yargılama sürecindeki temel hak iddialarını da kapsamlı biçimde ele aldı.

Mahkeme, Kavala’nın serbest bırakılması ve mahkûmiyetin sonuçlarının ortadan kaldırılması gerektiğini açık biçimde belirtti. Türkiye tarafı ise AİHM’in bu yaklaşımının ulusal yargının yetki alanına müdahale oluşturduğunu savunuyor.

Bu nedenle tartışmanın bundan sonraki aşamasında iki başlık öne çıkacak: Türk makamlarının Büyük Daire kararına karşı hangi hukuki ve siyasi adımları atacağı ve Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin kararın uygulanmasını nasıl denetleyeceği.

Kavala dosyası böylece yalnızca bireysel bir ceza davası olmaktan çıkıp Türkiye ile Avrupa insan hakları sistemi arasındaki hukuki ve siyasi ilişkinin en önemli dosyalarından biri olmayı sürdürüyor.

SiyasetinSesi.com

What's Your Reaction?

Like Like 0
Dislike Dislike 0
Love Love 0
Funny Funny 0
Wow Wow 0
Sad Sad 0
Angry Angry 0
Ahmet Taş

Ahmet Taş, SiyasetinSesi.com editörüdür. Türkiye ve dünya siyasetindeki güncel gelişmeler, dış politika, diplomasi, güvenlik ve stratejik konular üzerine içeriklerin hazırlanması ve yayınlanmasında görev almaktadır. Okuyuculara tarafsız, anlaşılır ve analiz odaklı bir bakış açısıyla güncel siyasi gelişmeleri aktarmayı amaçlamaktadır.

Yorumlar (0)

User