Davutoğlu-Gül hattında yeni plan mı var? Siyasi işaretler ne söylüyor

Davutoğlu’nun Gelecek Partisi’ni kapatma girişimi ve Abdullah Gül’ün yeniden görünür olması, muhafazakâr merkezde yeni siyasi arayış tartışmasını büyüttü.

Aug 18, 2026 - 21:53
0
Davutoğlu-Gül hattında yeni plan mı var? Siyasi işaretler ne söylüyor

Ahmet Taş | Siyasetin Sesi

ANKARA / TÜRKİYE — Ahmet Davutoğlu’nun Gelecek Partisi’nin siyasi faaliyetlerini sona erdirme girişimi ile 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün son dönemde yeniden siyasi gündemde görünür hale gelmesi, “İki isim arasında 2028’e uzanan yeni bir plan mı var?” sorusunu gündeme taşıdı.

Açık kaynaklarda şu aşamada Gül ile Davutoğlu’nun üzerinde mutabakata vardığı ortak bir parti, ittifak veya cumhurbaşkanlığı adaylığı planını doğrulayan somut bir veri bulunmuyor. Ancak Haziran ayındaki D-8 buluşması, Ali Babacan’ın yeni muhafazakâr-merkez ittifakı açıklamaları, Davutoğlu’nun parti siyasetinden çekilme kararı ve Gül’ün siyasi meselelerde yeniden daha görünür hale gelmesi aynı siyasi havzada ciddi bir yeniden yapılanma arayışı bulunduğunu gösteriyor.

Gelecek Partisi henüz hukuken kapanmış değil

Öncelikle kamuoyunda kullanılan “Davutoğlu Gelecek Partisi’ni kapattı” ifadesi hukuken henüz tamamlanmış bir durumu anlatmıyor.

Davutoğlu 29 Temmuz’da parti siyasetinden çekilme ve Gelecek Partisi’nin siyasi faaliyetlerini sonlandırma kararı aldıklarını duyurdu. Ancak partinin tüzel kişiliğinin sona ermesi için 22 Ağustos’ta olağanüstü büyük kongrenin karar vermesi gerekiyor.

2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun 109’uncu maddesi bu konuda oldukça açık: Bir siyasi partinin kapanmasına ancak büyük kongre karar verebiliyor ve kararın gizli oyla alınması gerekiyor. Parti tüzel kişiliği de büyük kongrenin kapanma kararını aldığı tarihte sona eriyor.

Bu nedenle Davutoğlu’nun kararı siyasi olarak son derece güçlü olsa da, hukuki olarak son sözü delegeler söyleyecek.

Yeni Yol Grup Başkanvekili Selçuk Özdağ da NEO TV’de yaptığı açıklamada doğrudan bu noktaya dikkat çekti. Özdağ, “Davutoğlu istifa edebilir ama partiyi feshedemez” diyerek yaklaşık 600 delegenin 22 Ağustos’taki kongrede partinin devam edip etmeyeceğine karar vereceğini söyledi.

Özdağ ayrıca partinin devamına karar verilmesi halinde genel başkanlık yarışının yeniden açılabileceğini belirtti ve kendi adaylığına ilişkin soruya da “22’sinden sonra konuşalım” yanıtını verdi.
Bu iç itiraz bile tek başına, Gelecek Partisi’nin kapatılmasının önceden hazırlanmış ve bütün kadroların üzerinde uzlaştığı bir başka siyasi projeye geçiş operasyonu olduğunu söylemeyi güçleştiriyor.

Davutoğlu’nun asıl mesajı: Bu parçalı yapı yürümüyor

Davutoğlu’nun 29 Temmuz açıklamasına yakından bakıldığında, kapatma kararının arkasında başka bir partiye geçmekten çok muhafazakâr muhalefetin parçalanmış yapısına duyduğu hayal kırıklığı öne çıkıyor.

Davutoğlu, 2021’den itibaren üç muhafazakâr partinin ortak ittifak kurması için çalıştıklarını, 2023 seçimlerinden sonra Saadet Partisi ile ortak Meclis grubu kurduklarını ve daha sonra Yeni Yol çatısı altında yeni bir yapılanmaya gittiklerini anlattı. Hedefin, bu yapıların mümkünse tek parti haline gelmesi, bunun mümkün olmadığı durumda ise organik bir ittifaka dönüşmesi olduğunu söyledi. Ancak bu girişimlerin sonuçsuz kaldığını açıkladı.

BBC Türkçe’ye konuşan Gelecek Partili kaynaklara dayandırılan haberlerde de birleşme girişimlerindeki başarısızlık, partilerin kendi kimliklerini koruma isteği ve liderler arasındaki farklılıkların Davutoğlu’nda “derin hayal kırıklığı” yarattığı aktarılıyor.

Bu nedenle Gelecek Partisi’nin tasfiyesini:

“Davutoğlu siyaseti tamamen bırakıyor”

şeklinde okumak kadar,

“Davutoğlu başka bir lider için alan temizliyor”

şeklinde okumak da mevcut verilerin ötesine geçiyor.

Davutoğlu’nun kendi açıklaması da bunu destekliyor. “Bu, siyasetten vazgeçiş değil” diyen eski başbakan, düşünce, eğitim, diplomasi, ekonomi ve toplumsal alanlarda çalışmaya devam edeceğini belirtti. Ayrıca açıklamasının önemli bölümünü doğrudan 2028 seçimlerine ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi eleştirisine ayırdı.

Başka bir ifadeyle Davutoğlu parti tabelasını bırakıyor ancak siyasi tartışmayı bırakacağını söylemiyor.

Abdullah Gül neden yeniden gündemde?

Gül cephesindeki gelişmeler daha dikkat çekici.

18 Haziran’da İstanbul’daki D-8 programında Abdullah Gül; Ahmet Davutoğlu, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan ve Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan ile aynı karede yer aldı. Fotoğraf kısa sürede “yeni muhafazakâr blok” ve “Gül yeniden aday olabilir mi?” tartışmalarını başlattı.

Bu fotoğraftan birkaç hafta sonra Ali Babacan çok daha somut bir siyasi çerçeve çizdi.

Babacan, AK Parti’ye alternatif bir yapılanmaya ihtiyaç olduğunu söyleyerek Yeniden Refah, Saadet ve Gelecek Partisi’nin de içinde olabileceği yeni bir ortaklık üzerinde çalışmalar yapıldığını açıkladı. Aynı değerlendirmede Abdullah Gül konusunda da “Türkiye mutlaka Abdullah Gül’ün birikiminden ve tecrübesinden istifade etmeli” dedi.

Dolayısıyla Gül’ün adının yeniden dolaşıma girmesi yalnızca medya spekülasyonundan ibaret değil; aynı siyasi havzada yer alan Babacan gibi önemli aktörler tarafından da açık biçimde gündeme getiriliyor.

Ancak bunun karşısında önemli bir veri daha var. Fatih Erbakan, D-8 fotoğrafının ardından Gül’ün ortak cumhurbaşkanı adayı olabileceği iddialarına açık şekilde mesafe koyarak kendi adaylığını vurguladı ve Gül’ü desteklemelerinin söz konusu olmadığını söyledi.

Bu durum, şimdilik “muhafazakâr partiler Gül üzerinde anlaştı” tezini doğrulamıyor.

Gül’ün Erdoğan ve Bahçeli’yi tebrik etmesi ne anlama geliyor?

Abdullah Gül’ün 18 Ağustos’ta Kürt meselesine ilişkin yeni düzenleme konusunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi tebrik etmesi de Gül’ün yeniden aktif siyasete hazırlanıp hazırlanmadığı tartışmasını güçlendirdi.

Ancak bu açıklamayı tek başına yeni bir siyasi pozisyon değişikliği olarak okumak yanıltıcı olabilir.

Çünkü Gül, Ocak 2025’te de Bahçeli’nin Kürt meselesine yönelik girişimini “olağanüstü bir adım” olarak nitelendirmiş ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sürece desteğini samimi gördüğünü söylemişti.

Dolayısıyla son açıklaması yaklaşık bir buçuk yıldır izlediği çizginin devamı olarak da okunabilir.

Üstelik Gül’ün siyasi tarzında uzun süredir görülen bir başka özellik var: Bir siyasi partinin doğrudan lideri olmaktansa, partiler üstü bir konumda kalmayı tercih etmesi.

Ali Babacan daha 2019’daki yeni parti kuruluş sürecinde Gül’ün cumhurbaşkanlığından sonra aktif parti siyasetine dönmeyi ve bir siyasi parti çatısı altında bulunmayı doğru bulmadığını açıklamıştı.

Bu eski tutumun bugün değişmediği kesin olarak söylenemez. Ancak Gül’ün bugünkü görünürlüğünün “yeni bir partinin genel başkanı” modelinden çok, farklı siyasi aktörlerle konuşabilen bir “uzlaşma veya üst siyaset figürü” görüntüsüne daha yakın olduğu söylenebilir.

“Gül aday olacak, Davutoğlu alan açıyor” senaryosu ne kadar güçlü?

Siyasette en dikkat çekici senaryo şu:

Gelecek Partisi kapanıyor, Davutoğlu kişisel parti rekabetinden çıkıyor, muhafazakâr muhalefetteki küçük partiler daha geniş bir yapılanmaya yöneliyor ve Abdullah Gül ileride bu yapının üzerinde uzlaşabileceği bir isim olarak ortaya çıkıyor.

Bu senaryo teorik olarak mümkün.

Fakat şu anda bunu doğrulayan doğrudan bir anlaşma, ortak açıklama veya örgütsel hazırlık kamuoyuna yansımış değil.

Üstelik Davutoğlu’nun açıklaması mevcut Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne oldukça sert eleştiriler içerirken, Gül aynı dönemde Erdoğan ve Bahçeli’nin yürüttüğü Kürt meselesine ilişkin sürece destek verebiliyor.

Bu iki tutum birbirini mutlaka dışlamıyor; ancak iki ismin tek merkezden yürüttüğü ortak bir seçim stratejisi bulunduğunu da göstermiyor.

Daha anlamlı işaret, Davutoğlu’dan ziyade Babacan’ın açıklamalarında bulunuyor. Babacan hem muhafazakâr-merkez bir alternatif oluşturulmasından söz ediyor hem de aynı siyasi denklem içinde Abdullah Gül’ün tecrübesinin değerlendirilmesini açıkça gündeme getiriyor.

Davutoğlu’nun Gelecek Partisi tabelasını kaldırma girişimi de böyle bir yapılanmanın önündeki “küçük parti sayısını” azaltabilecek objektif bir sonuç doğurabilir.

Ancak sonuç ile niyet aynı şey değildir.

En olası tablo: İki kişilik gizli plandan çok yeni bir merkez arayışı

Mevcut veriler birlikte değerlendirildiğinde en güçlü sonuç, “Gül-Davutoğlu gizli planı”ndan ziyade Türkiye’nin muhafazakâr ve merkez sağ siyasetinde devam eden daha geniş bir yeniden yapılanma arayışı olduğu yönünde.

Bu arayışın içinde Ali Babacan, Saadet Partisi, Yeni Yol çevresi, Yeniden Refah Partisi, Gelecek Partisi’nden çıkacak kadrolar ve geçmiş AK Parti döneminin bazı isimleri farklı düzeylerde yer alabilir. D-8’de verilen fotoğraf ve Babacan’ın son açıklamaları bu ihtimalin siyasi zemininin mevcut olduğunu gösteriyor.

Abdullah Gül bu tabloda parti genel başkanlığından çok, geniş kesimlerle diyaloğa girebilen eski cumhurbaşkanı ve olası bir uzlaşma figürü olarak değerlendirilebilir.

Davutoğlu ise Gelecek Partisi’nin kurumsal yükünden kurtularak daha üst düzey siyasi, akademik ve diplomatik bir rol arayabilir. Nitekim kendi açıklamasında da mücadelesinin parti tüzel kişiliğiyle sona ermeyeceğini özellikle vurguladı.

Fakat bu değerlendirmelerin önündeki ilk kritik tarih 22 Ağustos.

Gelecek Partisi delegeleri Davutoğlu’nun istediği yönde oy kullanıp partinin kapanmasına karar verirse, muhafazakâr muhalefette önemli bir siyasi tabela ortadan kalkacak. Delegelerin aksi yönde karar vermesi halinde ise Selçuk Özdağ’ın da işaret ettiği gibi Gelecek Partisi yeni bir genel başkan ve yeni bir yönelimle yoluna devam edebilir.

Bu nedenle 18 Ağustos itibarıyla ulaşılabilecek en temkinli sonuç şu:

Abdullah Gül ile Ahmet Davutoğlu arasında doğrulanmış ortak bir 2028 planı yok. Ancak Davutoğlu’nun parti siyasetinden çekilmesi, Gül’ün yeniden görünür olması ve Babacan’ın açıkça yeni muhafazakâr-merkez ittifakından söz etmesi, 2028 öncesinde AK Parti dışındaki merkez sağ ve muhafazakâr siyasetin yeniden dizilmeye başladığına dair güçlü işaretler veriyor.

22 Ağustos’taki Gelecek Partisi kongresi, bu yeniden yapılanmanın yönünü anlamak açısından ilk önemli test olacak.

SiyasetinSesi.com

What's Your Reaction?

Like Like 0
Dislike Dislike 0
Love Love 0
Funny Funny 0
Wow Wow 0
Sad Sad 0
Angry Angry 0
Ahmet Taş

Ahmet Taş, SiyasetinSesi.com editörüdür. Türkiye ve dünya siyasetindeki güncel gelişmeler, dış politika, diplomasi, güvenlik ve stratejik konular üzerine içeriklerin hazırlanması ve yayınlanmasında görev almaktadır. Okuyuculara tarafsız, anlaşılır ve analiz odaklı bir bakış açısıyla güncel siyasi gelişmeleri aktarmayı amaçlamaktadır.

Yorumlar (0)

User