AB’de göç krizi büyüyor: Schengen kontrolleri ve dayanışma tartışması
Ceuta’ya 70 binden fazla düzensiz göçmenin girişinin ardından AB’de Schengen kontrolleri, dayanışma sistemi ve geri gönderme merkezleri tartışılıyor.
Ahmet Taş | Siyasetin Sesi
BRÜKSEL, BELÇİKA — Ceuta’ya tek günde 70 binden fazla düzensiz göçmenin girişinin ardından Avrupa Birliği, Schengen sınır kontrollerinden dayanışma mekanizmasına ve AB dışındaki geri gönderme merkezlerine kadar uzanan yeni bir göç tartışmasıyla karşı karşıya.
Euronews’ün haberine göre 30 Temmuz’da İspanya’nın Kuzey Afrika’daki toprağı Ceuta’ya gerçekleşen kitlesel geçiş, 2026 boyunca Avrupa’nın diğer sınırlarında kaydedilen düzensiz girişlerin toplamını aşarken İspanya’da siyasi krize, diğer AB ülkelerinde ise yeni güvenlik ve göç politikası tartışmalarına yol açtı. Yaklaşık 5 bin düzensiz göçmenin hâlâ Ceuta’da bulunduğu belirtiliyor.
Ceuta krizi AB’nin yeni göç sistemini ilk kez ciddi biçimde zorluyor
Brüksel’de yaz tatilinin ardından siyasi çalışmalar yeniden başlarken göç konusu yeniden AB gündeminin üst sıralarına yerleşti.
Ceuta’daki kitlesel giriş, yalnızca İspanya’nın sınır yönetimini değil, kısa süre önce yürürlüğe giren yeni Avrupa göç kurallarının kriz anlarında nasıl işleyeceğini de tartışmaya açtı.
Euronews’e göre 30 Temmuz’da 70 binden fazla düzensiz göçmen bir gün içinde Ceuta’ya girdi. Bu rakam, 2026’da o tarihe kadar Avrupa’nın diğer tüm sınırlarında kaydedilen düzensiz girişlerin toplamından daha yüksekti.
Yaşananlar, AB üzerindeki iltica kurallarını sıkılaştırma ve geri dönüşleri hızlandırma baskısını artırırken yeni Göç ve İltica Paktı’nın da ilk büyük sınavlarından biri haline geldi.
AB liderlerinin konuyu ekim ayında Brüksel’de düzenlenecek Avrupa Konseyi toplantısında ele alması bekleniyor. Öncesinde içişleri bakanları ve büyükelçiler düzeyindeki temasların sürmesi planlanıyor.
Schengen’de sınır kontrolleri yeniden yaygınlaşıyor
Ceuta krizinin en hızlı etkilerinden biri Avrupa içindeki serbest dolaşım üzerinde görüldü.
İtalya, kriz sonrasında İspanya ile hava ve deniz sınırlarında kontrolleri bir ay süreyle yeniden uygulamaya koydu. Danimarka ve Finlandiya ise İspanya’nın Schengen bölgesinden geçici olarak askıya alınmasını isteyen ülkeler arasında yer aldı.
İspanya da İtalya’ya karşı sınır kontrollerini yeniden başlattı ve uygulamayı 7 Eylül’e kadar sürdürme kararı aldı. Euronews’e göre ay sonunda iki ülke de kontrolleri 15 gün daha uzattı.
Schengen üzerindeki baskı yalnızca İtalya ve İspanya arasındaki gerilimle sınırlı değil.
Ağustos başındaki olağanüstü çevrim içi toplantıda 22 hükümet, kamu düzeninin korunması ve göçmenlerin AB içindeki ikincil hareketlerinden kaynaklandığını düşündükleri risklere karşı ek önlemlerin değerlendirilmesi gerektiğini bildirdi.
Euronews’ün aktardığı verilere göre Almanya, İspanya, İtalya, Danimarka, Avusturya, Hollanda, Polonya, Fransa ve İsveç’in yanı sıra Norveç de düzensiz göç veya terör tehdidi gerekçeleriyle geçici sınır kontrolleri uyguluyor.
Schengen iç siyasi baskıların hedefinde
Brüksel merkezli düşünce kuruluşu CEPS’te göç üzerine çalışan araştırmacı Davide Colombi, Euronews’e yaptığı değerlendirmede Schengen sisteminin göç tartışmalarında üye devletlerin iç siyasi kaygılarının başlıca mağdurlarından biri haline geldiğini söyledi.
Mevcut AB kuralları, üye devletlerin güvenlik gerekçesiyle iç sınırlarında geçici kontrolleri tek taraflı olarak yeniden uygulamasına imkân tanıyor.
Bu kontroller altı aya kadar sürebiliyor ve belirli koşullarda iki yıla kadar uzatılabiliyor.
Avrupa ülkeleri bu yönteme özellikle 2015’teki mülteci krizinden itibaren daha sık başvurmaya başladı. Bunun arkasında, Schengen iç sınırlarının açık tutulabilmesinin AB’nin dış sınırlarının etkili biçimde korunmasına bağlı olduğu yönündeki yaklaşım bulunuyor.
Colombi’ye göre Avrupa Komisyonu şimdilik sınır kontrollerinin geri getirilmesini doğrudan hukuki yollarla sorgulamak yerine diplomatik çözüm arayışını tercih ediyor.
Dayanışma mekanizması da çatlak vermeye başladı
Schengen kadar tartışmalı diğer başlık ise üye ülkelerin göç yükünü nasıl paylaşacağı.
Yeni AB Göç ve İltica Paktı’nın temel unsurlarından biri olan dayanışma mekanizması, yoğun göç baskısı altındaki ön cephe ülkelerine diğer devletlerin destek vermesini öngörüyor.
Ülkeler sığınmacı kabul etmek, mali katkıda bulunmak veya personel ve operasyonel giderleri karşılamak gibi seçeneklerden birini tercih edebiliyor.
Ancak yeniden yerleştirme sistemi yalnızca sığınmacılar ile koruma statüsü verilen kişileri kapsıyor. Bu nedenle temmuz ayında Ceuta’ya giren ve Fas’a geri gönderilen ya da gönderilmesi planlanan çok sayıda düzensiz göçmen sistemin dışında kalıyor.
Buna karşılık İspanya, geçen yılki göç baskısı nedeniyle yardım alacak ülkeler arasında.
Euronews’e göre İspanya, İtalya, Yunanistan, Kıbrıs ve Malta’da bulunan toplam 8 bin 878 sığınmacı, diğer AB ülkeleri tarafından kabul edilecek.
Ancak sistem ters yönde iadeleri de içeriyor. Bir AB ülkesinden giriş yaptıktan sonra başka bir üye devlete geçerek orada sığınma talebinde bulunan kişiler, ilk giriş yaptıkları ülkeye geri gönderilebiliyor.
İtalya ile diğer ülkeler arasında yeni anlaşmazlıklar çıktı
Yeni dayanışma düzeninin uygulanması daha ilk aşamada siyasi anlaşmazlıklara yol açtı.
Euronews’e göre yedi ülke İtalya’dan bazı göçmenleri geri almasını istedi.
İtalyan hükümeti ise özellikle sivil toplum kuruluşlarının gemileri tarafından denizde kurtarılıp İtalya kıyılarına çıkarılan kişiler konusunda AB kurallarında açık biçimde yer almayan ek bir tazminat talebinde bulundu.
İtalya İçişleri Bakanı Matteo Piantedosi ile Almanya İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt arasında eylül başında yapılması planlanan görüşmenin bu tartışmalara odaklanması bekleniyor.
Konu ekim başındaki AB İçişleri Konseyi’nde de ele alınacak.
Bir sonraki önemli aşama ise 2027 dayanışma havuzunun nasıl oluşturulacağı olacak.
Yaz boyunca Ceuta krizi nedeniyle karşı karşıya gelen Roma ve Madrid’in, diğer AB ülkelerinden daha fazla katkı talep etme konusunda aynı tarafta buluşabileceği değerlendiriliyor.
AB dışındaki geri gönderme merkezleri tartışılıyor
AB’nin göç politikasındaki en tartışmalı projelerden biri de düzensiz göçmenlerin birlik dışındaki ülkelere gönderilebilmesine imkân verecek merkezler.
Haziran ayında son halini alan yeni düzenleme, AB ülkelerinin belirli koşullarda göçmenleri kendileriyle doğrudan bağı bulunmayan üçüncü ülkelere gönderebilmesinin önünü açıyor.
Bunun için ilgili AB dışı ülkeyle ikili bir anlaşma yapılması ve sınır dışı veya geri gönderme merkezlerinin oluşturulması gerekiyor.
Bu merkezler, kişilerin kendi ülkelerine gönderilmeyi beklediği geçici transit alanları olabileceği gibi, dönüşlerinin ne zaman gerçekleşeceği kesin olmayan daha uzun süreli merkezlere de dönüşebilir.
Euronews’e konuşan bir diplomata göre bazı Avrupa hükümetleri özellikle Asya ve Orta Afrika’da ortak ülkeler arıyor ve ilk anlaşmalardan birini yıl sonuna kadar hayata geçirmek istiyor.
Almanya, Avusturya, Danimarka, Yunanistan ve Hollanda bu konuda birlikte çalışıyor. Haberde Uganda ve Ruanda ile görüşmeler yürütüldüğünün öne sürüldüğü belirtiliyor.
Beş ülkenin göç bakanlarının 4 Eylül’de Kopenhag’da bir araya gelerek çalışmalardaki ilerlemeyi değerlendirmesi bekleniyor.
Hukuki ve insan hakları soruları yanıtsız
Geri gönderme merkezleri konusunda en büyük belirsizliklerden biri, bu tesislerde bulunan insanların hukuki durumundan kimin sorumlu olacağı.
CEPS araştırmacısı Colombi, merkezlerde kişilerin ne kadar süre tutulabileceği, koşulların kim tarafından denetleneceği ve olası insan hakları ihlallerine karşı hangi etkili başvuru yollarının sağlanacağı gibi temel soruların henüz açık biçimde yanıtlanmadığını belirtti.
Colombi’ye göre AB mevzuatının bazı bölümleri, üye devletlere geniş hareket alanı bırakmak amacıyla bilinçli biçimde muğlak tutulmuş durumda.
Ancak merkezler fiilen faaliyete geçtiğinde hukuki itirazların gündeme gelmesi bekleniyor.
Colombi, Birleşik Krallık’ın Ruanda ile geliştirdiği göç planında yaşanan hukuki sorunlara benzer biçimde, Avrupa’daki yeni modellerin de mahkemeler önünde ciddi sınamalarla karşılaşabileceğini söyledi.
Ceuta krizinin ardından AB’nin önünde böylece birbirine bağlı üç temel sorun bulunuyor: Schengen’in serbest dolaşım yapısının korunması, göç yükünün üye ülkeler arasında paylaşılması ve düzensiz göçmenlerin geri gönderilmesi.
Ekim ayındaki Avrupa Konseyi toplantısı, üye devletlerin bu başlıklarda ortak bir çizgi oluşturup oluşturamayacağını gösterecek. Ancak yaz aylarında yaşanan gelişmeler, göç konusunda ulusal güvenlik kaygıları ile Avrupa dayanışması arasındaki gerilimin giderek büyüdüğünü ortaya koyuyor.
SiyasetinSesi.com
What's Your Reaction?
Like
0
Dislike
0
Love
0
Funny
0
Wow
0
Sad
0
Angry
0
Yorumlar (0)