Cemil Tugay paylaşılamıyor: CHP ile Yeni Parti arasında İzmir hesaplaşması
Cemil Tugay’ın siyasi tercihi CHP ile Yeni Parti arasındaki rekabeti büyütürken, olası oy bölünmesi İzmir’de AK Parti’nin önünü açabilir.
Ahmet Taş | Siyasetin Sesi
İZMİR / TÜRKİYE — İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın hangi siyasi çizgide yoluna devam edeceği, kişisel bir parti tercihi olmaktan çıkarak CHP ile Yeni Parti arasındaki güç mücadelesinin en kritik başlıklarından birine dönüşüyor.
CHP’nin Tugay’ı yeniden partiye davet etmesi, Yeni Parti çevresinden ise CHP’ye dönmemesi yönünde mesajlar iletildiğinin öne sürülmesi, İzmir’deki mücadelenin merkezine belediye başkanını yerleştirdi. Kaynak haberde Tugay’a “CHP’ye geçme” yönünde baskı yapıldığı ve bazı ifadelerin tehdit olarak değerlendirildiği ileri sürülürken, Yeni Parti İzmir Milletvekili Tuncay Özkan kendisine yöneltilen tehdit iddiasını reddetti.
Ortaya çıkan tablo, yalnızca “Cemil Tugay hangi partiye geçecek?” sorusundan ibaret değil. Asıl mesele, İzmir’de parçalanan merkez sol seçmenin önümüzdeki seçimde nasıl hareket edeceği ve bu bölünmenin AK Parti’ye beklenmedik bir fırsat yaratıp yaratmayacağı.
Cemil Tugay neden bu kadar önemli hale geldi?
Tugay’ın siyasi ağırlığını anlamak için 31 Mart 2024 seçimlerine bakmak gerekiyor.
CHP adayı olarak yarışan Cemil Tugay, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminde 1 milyon 292 bin 118 oy ve yüzde 48,97 destek aldı. AK Parti adayı Hamza Dağ ise 977 bin 895 oyla yüzde 37,06 seviyesinde kaldı. Aradaki fark yaklaşık 314 bin oydu.
Bu sonuç bir taraftan CHP’nin İzmir’deki üstünlüğünü koruduğunu gösterirken, diğer taraftan önemli bir gerçeğe işaret ediyor: CHP’nin 2019’daki yüzde 58 düzeyindeki büyükşehir desteği 2024’te yüzde 49’un altına indi.
Dolayısıyla İzmir, hâlâ CHP açısından çok güçlü bir kent olmakla birlikte artık “sonucu baştan belli” kabul edilebilecek kadar risksiz bir siyasi alan değil.
Bu denklemde Tugay’ın yanında durduğu siyasi yapı, yalnızca bir belediye başkanını değil, 2024’te CHP adına seçilmiş ve seçmenle doğrudan ilişki kurmuş güçlü bir yerel aktörü de kazanmış olacak.
CHP Tugay’ı geri istiyor, Yeni Parti kaybetmek istemiyor
CHP İzmir İl Başkanı Utku Gümrükçü’nün Tugay’a yönelik yaklaşımı son derece açık.
Gümrükçü daha haziran ayında Tugay’ı yeniden CHP’ye davet etmiş, partiye dönen isimlerin hak ettiği değeri göreceğini söylemişti. Kemal Kılıçdaroğlu’nun 2 Eylül İzmir programı öncesinde ise Tugay’ın programa resmî olarak davet edileceği açıklandı.
Kaynak haberde de CHP yönetiminin Tugay’ın dönmek istemesi halinde kapıyı kapatmayacağı yönünde değerlendirmelere yer veriliyor.
Yeni Parti açısından ise durum daha karmaşık.
Tugay, CHP’den ayrıldıktan kısa süre sonra Özgür Özel’in kuracağı yeni siyasi oluşumda yer alacağını söylemişti. Ancak Yeni Parti resmen kurulduğunda bu adımı atmadı ve bağımsız kalmayı tercih etti.
Bu nedenle Tugay’ın şimdi CHP’ye dönmesi, Yeni Parti açısından sıradan bir “transfer kaybı” olarak görülmeyebilir. Böyle bir karar, Türkiye’nin üçüncü büyük kentinde Özgür Özel’in oluşturduğu yeni siyasi hareketin yerel ölçekte önemli bir aktörü kendi bünyesine alamadığı şeklinde okunabilir.
AK Parti’ye geçmesi gerekmiyor: Bölünme zaten AK Parti’ye yarayabilir
Tugay hakkında yaz aylarında AK Parti’ye geçeceği yönünde de yoğun iddialar ortaya atıldı.
Ancak Tugay bu iddiaları açık biçimde reddetti. 13 Ağustos’ta yaptığı açıklamada şu anda herhangi bir partiye geçme planının bulunmadığını, bağımsız kalacağını ve siyasi geleceğine ilişkin bazı gelişmelerin netleşmesini beklediğini söyledi.
Burada İzmir açısından daha önemli başka bir siyasi matematik bulunuyor:
Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçmesine gerek yok.
CHP ile Yeni Parti birbirlerinden oy alan iki ayrı güçlü adayla seçime girerse, bundan yararlanabilecek taraf doğrudan AK Parti olabilir.
2024 seçim rakamları üzerinden çok basit düşünüldüğünde, CHP’nin yüzde 48,97’lik oy tabanının iki siyasi yapı arasında ciddi biçimde bölünmesi, AK Parti’nin kendi oyunu dramatik biçimde artırmadan dahi yarışın içine girmesine neden olabilir.
Bu elbette gelecekteki bir seçimin sonucu için tahmin değildir. Adaylar, ekonomik koşullar, ittifaklar ve seçmen davranışı değişebilir.
Ancak çoğunluk değil en fazla oyu alan adayın kazandığı belediye başkanlığı yarışında, aynı seçmen havuzuna hitap eden iki güçlü sol/merkez sol adayın yarışması matematiksel olarak üçüncü adaya alan açar.
CHP’nin İzmir’deki 20 yılı aşkın hakimiyeti risk altında mı?
Burada tarihsel bir ayrıntıyı doğru koymak gerekiyor.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığını 1999’da kazanan Ahmet Piriştina seçimlere DSP adayı olarak girmişti. Daha sonra CHP’ye geçti ve 2004 seçimlerini CHP adına kazandı. Piriştina’nın ardından Aziz Kocaoğlu, Tunç Soyer ve son olarak Cemil Tugay ile büyükşehir belediye başkanlığı kesintisiz şekilde CHP’de kaldı.
Dolayısıyla önümüzdeki yerel seçimlerde yaşanabilecek esas tarihsel kırılma, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 2004’ten bu yana ilk kez CHP’nin elinden çıkması olur.
Bugüne kadar CHP açısından temel mesele AK Parti karşısındaki üstünlüğü korumaktı.
Şimdi ise denklem değişiyor.
CHP bir tarafta, CHP’den kopan kadroların oluşturduğu Yeni Parti diğer tarafta ve bu iki yapının arasında bağımsız Cemil Tugay bulunuyor.
Eğer bu üçlü denklem seçim dönemine kadar çözülemezse İzmir’de CHP’nin en büyük rakibi yalnızca AK Parti olmayabilir.
CHP’nin bir başka rakibi, kendi eski seçmeni olabilir.
Yeni Parti gerçekten parçalanıyor mu?
Yeni Parti konusunda ise daha dikkatli bir değerlendirme gerekiyor.
Partinin şimdiden “parçalandığını” söylemek için mevcut veriler yeterli değil. Özgür Özel liderliğindeki yapı 24 Temmuz’da 91 milletvekilinin CHP’den ayrılmasıyla kuruldu ve doğrudan TBMM’nin ana muhalefet partisi konumuna geldi.
Üstelik kuruluş dönemindeki bazı anketler oldukça yüksek destek gösterdi. GÜNDEMAR’ın 28–31 Temmuz çalışmasında Yeni Parti kararsızlar dağıtıldıktan sonra yüzde 38,58 ile ilk sırada ölçüldü.
Ancak sonraki araştırmalar aynı tabloyu vermiyor.
ORC’nin 20–23 Ağustos arasında 2 bin 200 kişiyle yaptığı araştırmada Yeni Parti’nin desteği yüzde 17,2 olarak ölçülürken AK Parti yüzde 33,1 seviyesinde çıktı. Farklı araştırmalar Yeni Parti’yi yüzde 17 ile yüzde 30’un üzerinde değişen çok geniş bir bantta gösteriyor.
Bu kadar geniş farklılık, yeni partinin gerçek seçmen tabanının henüz tam olarak oturmadığını düşündürüyor.
Parti içindeki çeşitlilik de dikkat çekiyor. Ağustos ayında TBMM’deki “çerçeve yasa” oylamasında Yeni Parti milletvekilleri serbest bırakıldı; 35 milletvekili kabul, 54 milletvekili ret oyu kullandı. Bunun bilinçli bir serbest oy kararı olduğu unutulmamalı, dolayısıyla tek başına “parti parçalanıyor” kanıtı sayılamaz. Ancak yeni yapının farklı siyasi eğilimleri aynı çatı altında toplamaya çalıştığını gösteriyor.
Bu nedenle bugün için daha doğru ifade şu olabilir:
Yeni Parti’nin geleceği yok demek için erken; fakat kuruluş heyecanını kalıcı ve örgütlü bir siyasi güce dönüştürüp dönüştüremeyeceği henüz belli değil.
Sorun lider eksikliğinden çok liderlik merkezlerinin çoğalması
Merkez soldaki esas sorun belki de “lider bulunmaması” değil; aynı siyasi seçmen kitlesine seslenen çok sayıda liderlik merkezinin oluşması.
Bir tarafta CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bulunuyor.
Diğer tarafta CHP’den ayrılan 91 milletvekiliyle yeni bir siyasi yapı kuran Özgür Özel var.
İzmir’de ise iki tarafa da hemen katılmayarak bağımsız kalmayı seçen Cemil Tugay gibi güçlü bir yerel aktör bulunuyor.
Bu tablo seçmen açısından net bir siyasi merkez oluşturmak yerine “hangi CHP?”, “hangi lider?” ve şimdi de “hangi parti?” sorularını artırıyor.
CHP ile Yeni Parti arasındaki mücadele yalnızca birbirlerinden milletvekili, belediye başkanı veya teşkilat kazanma yarışına dönüşürse, iki tarafın toplam gücü büyümek yerine küçülebilir.
Türkiye siyasetinde parçalanmış seçmen tabanlarının rakip bloklara seçim kazandırdığı çok sayıda örnek bulunuyor.
İzmir de bunun yeni örneği olabilir.
Tugay’ın kararı İzmir’den daha büyük sonuç doğurabilir
Bu nedenle Cemil Tugay bugün yalnızca İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı değil.
Siyasi tercihi, CHP ile Yeni Parti arasındaki güç dengesinin sembollerinden biri haline geliyor.
Tugay CHP’ye dönerse Kılıçdaroğlu yönetimi çok önemli bir yerel siyasi kazanım elde etmiş olacak ve CHP, İzmir’deki belediye gücünü koruma konusunda önemli bir avantaj sağlayacak.
Yeni Parti’ye geçerse, Özgür Özel açısından Türkiye’nin en kritik büyükşehirlerinden birinde güçlü bir siyasi dayanak ortaya çıkacak.
Bağımsız kalırsa her iki taraf da Tugay’ın seçmen üzerindeki etkisini kendi lehine çevirmeye çalışmayı sürdürecek.
Fakat CHP ile Yeni Parti arasındaki mücadele sertleşir ve iki yapı ortak seçmen tabanını birbirinden koparmaya devam ederse bundan kazançlı çıkan tarafın ikisinden biri olması garanti değil.
AK Parti’nin İzmir’i kazanması için Cemil Tugay’ı kendi saflarına katmasına gerek kalmayabilir.
Bazen siyasette rakibin gücünü artırmak gerekmez.
Rakibin ikiye bölünmesi yeterlidir.
İzmir’de önümüzdeki dönemin en kritik siyasi sorusu da tam olarak burada yatıyor:
Cemil Tugay hangi partiye gidecek?
Yoksa CHP ile Yeni Parti arasındaki mücadele, İzmir’i üçüncü bir partiye mi bırakacak?
SiyasetinSesi.com
What's Your Reaction?
Like
0
Dislike
0
Love
0
Funny
0
Wow
0
Sad
0
Angry
0
Yorumlar (0)