Fehmi Koru, İsrail’in Suriye saldırısını seçim hesabıyla ilişkilendirdi
Fehmi Koru, İsrail’in Suriye’deki Abu al-Duhur üssüne saldırısını Netanyahu’nun seçim hesabı ve Türkiye ile gerilim riski üzerinden değerlendirdi.
Ahmet Taş | Siyasetin Sesi
ANKARA, TÜRKİYE — Karar yazarı Fehmi Koru, İsrail’in Suriye’deki Abu al-Duhur hava üssüne düzenlediği saldırıyı, İsrail’de yaklaşan seçimler ve Türkiye ile doğrudan askerî gerilim yaşanması ihtimali üzerinden değerlendirdi.
Koru, 25 Ağustos tarihli köşe yazısında ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye ile Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın son açıklamalarına dikkat çekti. Barrack da İsrail’in saldırısının Türkiye’yi çatışmaya çekme amacı taşıyabileceğini, bunun yaklaşan İsrail seçimleriyle bağlantılı olmasının ihtimallerden biri olduğunu söylemişti. İsrail Savunma Bakanı Israel Katz ise Barrack’ın anlatımının “yanlışlıklarla dolu” olduğunu savunarak bu değerlendirmeye karşı çıktı.
Koru, saldırıyı Türkiye-İsrail gerilimi üzerinden değerlendirdi
İsrail, 18 Ağustos’ta Suriye’nin İdlib bölgesindeki Abu al-Duhur askerî hava üssüne sekiz hava saldırısı düzenledi. Suriye devlet medyasına göre pist ve depolama alanları hedef alındı; saldırıda can kaybı bildirilmedi.
İsrail yönetimi, üste Türk askerî unsurlarının konuşlandırılmasının planlandığını ve bunun İsrail’in güvenliğine tehdit oluşturacağını öne sürdü. Ankara ise bu iddiaları reddetti ve saldırıyı Suriye’nin egemenliğinin ihlali olarak nitelendirdi. Suriye yönetimi de İsrail’e, tesiste kalıcı bir Türk askerî üssü kurulmasının planlanmadığını bildirdiğini açıkladı.
Fehmi Koru, yazısında saldırının Türkiye’de yeterince tartışılmadığını savunurken, İsrail ile Türkiye arasında Suriye sahasında ortaya çıkan yeni güvenlik risklerine dikkat çekti.
Koru’nun değerlendirmesinde öne çıkan isim ise Tom Barrack oldu.
Barrack: İsrail Türkiye’yi çatışmaya çekmeye çalışmış olabilir
Barrack, Mario Nawfal’a verdiği röportajda İsrail’in Abu al-Duhur saldırısının nedenine ilişkin iki ihtimal üzerinde durdu.
Bunlardan ilkinin İsrail içerisindeki kurumlar arasında koordinasyon veya iletişim problemi olabileceğini söyleyen Barrack, diğer ihtimalin ise Türkiye’nin askerî tepki vermesini sağlayacak bir provokasyon olabileceğini ifade etti.
Barrack bunu İsrail’in seçim süreciyle de ilişkilendirdi ve Türkiye’yi çatışmaya çekmenin İsrail iç siyasetinde karşılık bulabilecek “agresif” bir seçim öncesi hamle olabileceğini söyledi.
Reuters’a konuşan Barrack ayrıca Türkiye’nin saldırıdan önceden haberdar edilmediğini, İsrail savaş uçaklarının Türk sınırına doğru ilerlemesinin Ankara tarafından askerî bir tehdit olarak değerlendirilmesinin mümkün olduğunu belirtti.
Barrack’a göre Türkiye’nin savaş uçaklarını kaldırması halinde iki ABD müttefiki arasında kontrol edilmesi güç bir askerî karşılaşma yaşanabilirdi. ABD’nin bu nedenle Türkiye, İsrail ve Suriye arasında daha etkin bir çatışmasızlık ve iletişim mekanizması kurulması için çalıştığını söyledi.
İsrail seçimleri 27 Ekim’de yapılacak
Koru’nun yazısındaki seçim vurgusunun somut bir takvim karşılığı bulunuyor.
İsrail’de bir sonraki genel seçimin 27 Ekim 2026 tarihinde yapılması planlanıyor. İsrail Parlamentosu Knesset’in resmî kayıtlarında da bu tarih mevcut seçim tarihi olarak yer alıyor.
Son kamuoyu araştırmaları Netanyahu açısından karmaşık bir tablo ortaya koyuyor.
Bazı anketlerde Netanyahu’nun Likud Partisi birinci sırada görünürken, bazı araştırmalarda eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot’un liderliğindeki Yashar Partisi Likud’un önüne geçiyor.
11 Ağustos’ta yayımlanan bir Channel 12 anketinde Yashar 24, Likud 22 milletvekilliği seviyesinde görünürken; başka anketlerde Likud’un yeniden öne geçtiği görüldü. Netanyahu’nun mevcut koalisyonunu oluşturan partilerin toplam desteğinin ise çeşitli araştırmalarda hükümet kurmak için gerekli 61 sandalye sınırının altında kaldığı belirtiliyor.
Dolayısıyla Barrack’ın seçim hesabına ilişkin değerlendirmesi bir teori niteliğinde olsa da, Netanyahu’nun önünde yakın tarihli ve rekabetçi bir seçim bulunduğu doğrulanıyor.
İsrail yönetimi Barrack’ın anlatımına itiraz etti
Barrack’ın açıklamaları İsrail yönetiminde tepkiyle karşılandı.
İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, Barrack’ın olayla ilgili anlatımının “yanlışlıklarla dolu” olduğunu savundu.
Katz’a göre İsrail, saldırı öncesinde Türk askerî hareketliliğine ilişkin sahip olduğu istihbaratı ABD makamlarına iletti ve Suriye yönetimine doğrudan uyarıda bulundu.
İsrail tarafı, Suriye’nin bu uyarıya yanıt vermemesi üzerine Netanyahu ve Katz’ın saldırıya izin verdiğini belirtiyor. Barrack ise Washington’un yaptığı kontrollerde Türk askerlerinin üsse yerleşmek üzere olduğuna ilişkin bilgiyi doğrulayamadığını söyledi.
Türkiye ise üste Türk askerlerinin bulunduğu veya saldırı sırasında bir Türk askerî konuşlandırmasının gerçekleştirildiği yönündeki İsrail iddialarını reddetti.
Ankara, İsrail yönetimini seçim öncesi iç siyasi hesaplarla bölgede gerilimi tırmandırmakla suçladı.
Mossad görüşmesindeki ‘iki saat’ ayrıntısı farklı aktarılmış
Koru’nun yazısında dikkat çeken ayrıntılardan biri de Mossad Başkanı Roman Gofman ile Suriye Dışişleri Bakanı Esad el-Şeybani arasındaki görüşme.
Ancak burada kaynaklar arasında önemli bir ifade farkı bulunuyor.
Koru, Mossad Başkanı’nın Suriye Dışişleri Bakanı’nı saldırıdan “iki saat önce” aradığını aktarıyor. Reuters ve İsrail basınındaki bilgiler ise görüşmenin saldırıdan birkaç gün önce gerçekleştiğini gösteriyor.
Barrack’ın aktardığına göre Gofman ile Şeybani arasında yapılan ayrıntılı görüşme yaklaşık iki saat sürdü. Reuters, iki yetkilinin 14 Ağustos’ta görüştüğünü; İsrail’in saldırısının ise 18 Ağustos’ta gerçekleştiğini bildirdi.
Dolayısıyla mevcut kaynaklara göre doğru ifade, “saldırıdan iki saat önce görüşüldü” değil, “saldırıdan günler önce yaklaşık iki saatlik bir görüşme gerçekleştirildi” şeklinde.
Bu görüşmede İsrail’in Türkiye’nin Suriye’de artan askerî varlığına ve olası silah sistemleri konuşlandırmasına ilişkin kaygılarının ele alındığı bildiriliyor.
Barrack Türkiye’de erken seçim ihtimalinden de söz etti
Fehmi Koru’nun yazısında dikkat çektiği bir diğer unsur, Barrack’ın Türkiye’nin iç siyasetine ilişkin değerlendirmesi oldu.
Jerusalem Post’un aktardığına göre Barrack, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da erken seçim ilan edip etmeme konusunda bir karar aşamasına yaklaşabileceğini öne sürdü ve Türk seçmeninin Gazze konusundaki hassasiyetine işaret etti.
Ancak Türkiye’de şu anda açıklanmış resmî bir erken seçim kararı bulunmuyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 6 Nisan’da yaptığı açıklamada erken veya ara seçimin hükümetin gündeminde olmadığını söylemişti. Barrack’ın son değerlendirmesinin ardından Ankara tarafından seçim tarihinin değiştirildiğine ilişkin resmî bir açıklama yapılmadı.
Bu nedenle Barrack’ın sözleri Türkiye’de alınmış bir seçim kararının duyurusu değil, ABD Büyükelçisinin siyasi sürece ilişkin kendi değerlendirmesi olarak ele alınmalı.
Suriye sahası Türkiye ile İsrail arasında yeni risk alanına dönüşüyor
Abu al-Duhur saldırısı, Türkiye ile İsrail arasındaki gerilimin Gazze meselesinin ötesinde Suriye’nin geleceği ve askerî yapılanması üzerinden de derinleştiğini gösteriyor.
Türkiye, Şam yönetimiyle askerî eğitim, yeniden yapılanma ve savunma kapasitesinin geliştirilmesi alanlarında iş birliğini artırırken İsrail, Türk askerî varlığının kendi operasyon serbestisini sınırlandırabileceğini düşünüyor.
Reuters, saldırı sonrası ABD’nin Türkiye, İsrail ve Suriye arasında doğrudan askerî çatışma riskini azaltacak bir mekanizma kurmaya çalıştığını bildirdi.
Fehmi Koru ise bu gelişmeleri İsrail’deki seçim atmosferi üzerinden okuyarak Netanyahu’nun iç politikadaki baskı arttıkça bölgesel riskleri büyütebilecek adımlar atabileceği görüşünü dile getirdi.
Koru’nun değerlendirmesi bir köşe yazarı görüşü niteliği taşırken; İsrail’in Abu al-Duhur saldırısı, Barrack’ın Türkiye ile doğrudan çatışma ihtimaline ilişkin uyarıları ve 27 Ekim’de yapılacak İsrail seçimlerinin yaklaşması bölgedeki gerilimin somut unsurları olarak öne çıkıyor.
SiyasetinSesi.com
What's Your Reaction?
Like
0
Dislike
0
Love
0
Funny
0
Wow
0
Sad
0
Angry
0
Yorumlar (0)