Küresel enerji krizinde Türkiye kalkanı: Milli hamleler devrede
ABD ile İran arasındaki savaşın tetiklediği küresel enerji krizinde Türkiye, son on yılda devreye aldığı yerli sondaj ve üretim hamleleriyle arz güvenliğini sağladı.
Ahmet Taş | Siyasetin Sesi
ANKARA, TÜRKİYE — ABD ile İran arasında tırmanan çatışmaların Hürmüz Boğazı'nı etkilemesiyle patlak veren küresel enerji krizinde Türkiye, son on yılda hayata geçirdiği "Milli Enerji ve Maden Politikası" sayesinde arz güvenliği konusunda kritik bir avantaj sağladı.
Eski Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak döneminde 2017 yılında başlatılan yerli sondaj filosu kurma, Karadeniz'de doğalgaz arama, kara petrol keşifleri ve dev depolama altyapısı yatırımları; Türkiye'yi dışa bağımlılıktan kurtararak kriz ortamında kendi enerjisini üretebilen ve yönetebilen stratejik bir aktöre dönüştürdü. Dünya genelinde enerji piyasaları altüst olurken, Türkiye artan yerli üretimi ve güçlü altyapısıyla bu küresel fırtınaya hazırlıklı yakalandı.
Denizlerde yerli sondaj filosu dönemi
Türkiye'nin enerji kaderini değiştiren en önemli eşiklerden biri, kiralık ve yabancı kontrollü sondaj düzeninin terk edilmesi oldu.
Kendi gemileriyle arama yapma ve kendi mühendisliğiyle üretim gerçekleştirme doktrini doğrultusunda 2017 yılında ilk olarak Fatih Sondaj Gemisi envantere katıldı. Ardından sırasıyla Yavuz, Kanuni ve Abdülhamid Han gibi derin deniz sondaj gemileri ile Barbaros Hayreddin Paşa ve Oruç Reis sismik araştırma gemileri filoya dahil edildi. Bu yatırımlarla Türkiye, dünyada derin deniz sondaj filosuna sahip sayılı ülkeler arasına girerek kendi denizlerinde aktif üretime geçti.
Karadeniz gazı ve ilk yüzer platform Osman Gazi
2020 yılında Karadeniz'de keşfedilen yaklaşık 320 milyar metreküp rezerve sahip Sakarya Gaz Sahası, Türkiye'nin ithalatçı konumdan üretici konuma geçişindeki en kritik adım olarak kayıtlara geçti.
İlk gaz akışının 2023 yılında Zonguldak Filyos'ta kurulan tesis üzerinden sisteme verilmesiyle günlük 9 milyon metreküp üretime ulaşıldı. 2026'nın ortasında devreye girmesi planlanan Türkiye'nin ilk yüzer doğal gaz üretim platformu (FPU) "Osman Gazi" ile Karadeniz'deki günlük üretimin 20 milyon metreküpe çıkarılması hedefleniyor. Platformun tam kapasiteyle çalışmasıyla birlikte Türkiye'deki yaklaşık 8 milyon hanenin doğal gaz ihtiyacının Karadeniz'den karşılanacağı öngörülüyor.
Gabar'da petrol devrimi ve genişleyen şebeke
Enerjide bağımsızlık stratejisi denizlerle sınırlı kalmayarak kara sınırlarında da önemli sonuçlar verdi. Yıllarca terör olaylarıyla anılan Şırnak Gabar bölgesi, Türkiye'nin en büyük kara keşiflerinden birine ev sahipliği yaparak günlük 100 bin varile yakın petrol üretilen dev bir enerji üssüne dönüştü. Aynı süreçte Türkiye genelindeki doğal gaz altyapısı hızla genişletilerek şebeke uzunluğu 255 bin kilometreyi buldu ve gaz ulaştırılan bölge sayısı bini aştı.
Dev depolama tesisleri ve güçlü LNG altyapısı
Türkiye, üretim kapasitesinin yanı sıra arz güvenliğini garanti altına alan devasa depolama altyapılarını da hayata geçirdi. Bu kapsamda kış aylarında Türkiye'nin günlük doğalgaz ihtiyacının dörtte birini tek başına karşılayabilen Silivri ve Tuz Gölü yer altı doğal gaz depolama tesisleri stratejik bir rol üstleniyor. Özellikle 4.6 milyar metreküp depolama ve 75 milyon metreküp günlük geri üretim kapasitesine sahip Silivri tesisi, Avrupa'nın deniz üstündeki en büyük doğal gaz depolama alanı konumunda bulunuyor.
Ayrıca, Türkiye'nin enerji arz güvenliğinde kritik öneme sahip sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) altyapısı da ciddi oranda güçlendirildi. BOTAŞ'a ait Marmara Ereğlisi ve EgeGaz İzmir LNG terminallerinin yanı sıra, İzmir Etki Liman, Hatay Dörtyol ve Saros'ta hizmet veren 3 aktif FSRU (Yüzer LNG Depolama ve Gazlaştırma Ünitesi) ile Türkiye'nin günlük gazlaştırma kapasitesi 150 milyon metreküpün üzerine çıkarıldı.
What's Your Reaction?
Like
0
Dislike
0
Love
0
Funny
0
Wow
0
Sad
0
Angry
0
Yorumlar (0)