Bülent Turan’dan 28 Şubat mesajı: Suriye, Libya ve Ayasofya vurgusu

İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan, 28 Şubat vurgulu paylaşımında Suriye, Libya ve Ayasofya üzerinden AK Parti dönemini değerlendirdi.

Aug 23, 2026 - 22:44
0
Bülent Turan’dan 28 Şubat mesajı: Suriye, Libya ve Ayasofya vurgusu

Ahmet Taş | Siyasetin Sesi

ANKARA - İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan, 28 Şubat’a atıf yaptığı paylaşımında Türkiye’nin Suriye ve Libya politikalarıyla Ayasofya’nın yeniden ibadete açılmasını siyasi birlikteliğin sonuçları arasında gösterdi.

Turan, X hesabından yayımladığı mesajda teşkilat ve seçmen desteğinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki siyasi sürecin temel unsuru olduğunu savundu. Paylaşımında “Türkiye Yüzyılı” ve “Güçlü Türkiye” etiketlerini kullanan Turan, 28 Şubat sonrasında Türkiye siyasetinde yaşanan dönüşümü dış politika ve sembolik siyasi kararlar üzerinden değerlendirdi.

“Sizin bu beraberliğiniz olmasa Suriye’deki süreci bozabilir miydik? Libya’da destan yazabilir miydik, Ayasofya’yı açabilir miydik?”

Turan ardından siyasi mesajını şu ifadeyle özetledi:

“Bu destanın yazarı Millet, kalemi Tayyip Erdoğan, mürekkebi Teşkilatımızdır.”

28 Şubat üzerinden siyasi dönüşüm mesajı

Turan’ın paylaşımının çıkış noktasını, “28 Şubatta bir günde değişti her şey” ifadesi oluşturdu.

28 Şubat 1997’de yapılan Millî Güvenlik Kurulu toplantısının ardından başlayan süreç, Türkiye siyasi tarihinde “28 Şubat süreci” ve yaygın biçimde “postmodern darbe” olarak adlandırılıyor.

TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu’nun değerlendirmesinde de 28 Şubat’ın önceki askerî müdahalelerden farklı olarak doğrudan ve ani değil, uzun bir süreç içinde etkisini gösterdiği; medya ve kamuoyu üzerindeki baskı mekanizmalarının siyasi alana müdahalede kullanıldığı belirtiliyor.

Refahyol Hükümeti’nin Başbakanı Necmettin Erbakan, sürecin ardından 18 Haziran 1997’de görevinden istifa etti.

Turan’ın mesajı ise 28 Şubat’ı yalnız geçmişteki bir askerî-siyasi müdahale olarak değil, sonraki yıllarda muhafazakâr siyasetin geçirdiği dönüşümün başlangıç noktalarından biri olarak ele alıyor.

Suriye vurgusu Türkiye’nin askerî politikasına gönderme

Turan’ın “Suriye’deki süreci bozabilir miydik?” sözünde hangi spesifik süreci kastettiği paylaşımda ayrıntılandırılmadı.

Ancak Türkiye, Suriye iç savaşının ilerleyen yıllarında sınırının güneyindeki güvenlik dengelerine doğrudan askerî müdahalelerde bulundu.

Türk Silahlı Kuvvetleri 24 Ağustos 2016’da Fırat Kalkanı Harekâtı’nı başlattı. Millî Savunma Bakanlığı harekâtın gerekçesini DEAŞ başta olmak üzere Türkiye’nin güvenliğini tehdit eden örgütlerle mücadele ve sınır güvenliğinin sağlanması olarak açıkladı.

Bunu 2018’de Zeytin Dalı Harekâtı izledi. Türkiye 2019’da Barış Pınarı, 2020’de ise Bahar Kalkanı operasyonlarını gerçekleştirdi.

Dolayısıyla Turan’ın kullandığı ifade, Türkiye’nin Suriye krizinde izleyici konumunda kalmayıp askerî ve diplomatik ağırlığını sahaya taşıdığı yönündeki iktidar değerlendirmesini yansıtıyor.

“Süreci bozmak” ifadesi ise Turan’ın siyasi nitelemesi; hangi aktörün hangi plan veya sürecinin bozulduğuna ilişkin paylaşımda ayrıca bir açıklama bulunmuyor.

Libya’da 2019 sonrası yeni dönem

Turan’ın ikinci dış politika başlığı Libya oldu.

Türkiye ile Libya’daki Ulusal Mutabakat Hükümeti arasında 27 Kasım 2019’da Akdeniz’de Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması ve Güvenlik ve Askerî İşbirliği mutabakatları imzalandı.

Ardından Türkiye’nin Libya’ya asker gönderebilmesine ilişkin tezkere 2 Ocak 2020’de TBMM’de 325 oyla kabul edildi. Dışişleri Bakanlığı Türkiye’nin Libya politikasını ülkenin bütünlüğü ve kalıcı istikrarın sağlanmasını destekleme çerçevesinde tanımlıyor.

Türkiye’nin askerî desteği, Libya’daki güç dengelerinde önemli bir faktör haline geldi.

Bununla birlikte Turan’ın kullandığı “Libya’da destan yazmak” ifadesi nesnel bir diplomatik tanımlama değil, hükümet politikasına ilişkin siyasi bir başarı değerlendirmesi.

Paylaşımın ana mesajı da Türkiye’nin sınırlarının ötesinde askerî ve diplomatik inisiyatif kullanabilmesinin güçlü siyasi liderlik ve teşkilat desteğiyle mümkün olduğu görüşüne dayanıyor.

Ayasofya kararı iç politikadaki sembolik başlık

Turan’ın üçüncü örneği Ayasofya oldu.

Danıştay 10. Dairesi 10 Temmuz 2020’de Ayasofya’nın müzeye dönüştürülmesine ilişkin 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararını iptal etti.

Aynı gün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzaladığı karar ile Ayasofya’nın yönetimi Diyanet İşleri Başkanlığına devredildi ve ibadete açılmasına karar verildi.

Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’nde 86 yıl aradan sonra ilk cuma namazı 24 Temmuz 2020’de kılındı. Erdoğan ve dönemin üst düzey devlet yöneticileri de namaza katıldı.

Ayasofya’nın statüsünün değiştirilmesi, Erdoğan ve AK Parti açısından uzun yıllardır güçlü sembolik ve siyasi anlam taşıyan başlıklardan biriydi.

Turan’ın Suriye ve Libya gibi dış politika ve güvenlik dosyalarıyla Ayasofya’yı aynı konuşma içinde anması da mesajının yalnız askerî başarı iddiasıyla sınırlı olmadığını gösteriyor.

“Millet, Erdoğan ve teşkilat” üçlüsü

Turan’ın paylaşımındaki en belirgin siyasi mesaj, elde edildiğini savunduğu sonuçların üç aktöre bağlanması:

Millet, Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti teşkilatı.

“Bu destanın yazarı Millet, kalemi Tayyip Erdoğan, mürekkebi Teşkilatımızdır” ifadesi, özellikle parti örgütüne yönelik bir motivasyon mesajı niteliği taşıyor.

Bülent Turan uzun yıllar AK Parti teşkilatı ve parlamento grubunda görev yaptı. 24. Dönem İstanbul, 25, 26 ve 27. dönemlerde Çanakkale milletvekilliği yapan Turan, 2015-2023 arasında AK Parti Grup Başkanvekilliği görevini yürüttü.

21 Haziran 2023’te Cumhurbaşkanlığı kararıyla İçişleri Bakan Yardımcılığına atandı ve halen bu görevi sürdürüyor.

Bu geçmiş nedeniyle Turan’ın mesajında “teşkilat” kavramına özel yer vermesi, yalnız bir tarih değerlendirmesi değil, parti tabanının siyasi başarıdaki rolünü öne çıkaran bir söylem olarak da okunuyor.

28 Şubat’tan “Türkiye Yüzyılı” söylemine

Paylaşımın başlangıcı 28 Şubat, sonu ise “Türkiye Yüzyılı” ve “Güçlü Türkiye” ifadeleri oldu.

Böylece Turan yaklaşık üç on yıllık siyasi dönemi tek bir anlatı içinde birleştirdi: 28 Şubat döneminde siyasi ve toplumsal baskıya maruz kaldığını düşünen muhafazakâr kesimlerden, Türkiye’nin Suriye ve Libya’da askerî operasyonlar yürüttüğü ve Ayasofya’yı yeniden cami statüsüne dönüştürdüğü döneme uzanan bir siyasi dönüşüm.

Bu anlatının merkezinde Erdoğan liderliği ve seçmen-teşkilat birlikteliği bulunuyor.

Suriye’deki gelişmelerin sonuçları, Libya politikasının uzun vadeli etkileri ve Türkiye’nin dış politikadaki başarı düzeyi siyasi tartışmanın konusu olmaya devam ediyor.

Turan ise paylaşımında bu tartışmalardan bağımsız olarak net bir siyasi çerçeve çizdi: Türkiye’nin son yıllardaki önemli kararlarını millet desteği, Erdoğan’ın liderliği ve teşkilatın çalışmasıyla ilişkilendirdi.

SiyasetinSesi.com

What's Your Reaction?

Like Like 0
Dislike Dislike 0
Love Love 0
Funny Funny 0
Wow Wow 0
Sad Sad 0
Angry Angry 0
Ahmet Taş

Ahmet Taş, SiyasetinSesi.com editörüdür. Türkiye ve dünya siyasetindeki güncel gelişmeler, dış politika, diplomasi, güvenlik ve stratejik konular üzerine içeriklerin hazırlanması ve yayınlanmasında görev almaktadır. Okuyuculara tarafsız, anlaşılır ve analiz odaklı bir bakış açısıyla güncel siyasi gelişmeleri aktarmayı amaçlamaktadır.

Yorumlar (0)

User