2022 İstanbul görüşmeleri yeniden tartışmada: Batı barışı mı engelledi?
2022 İstanbul görüşmelerinin Batı tarafından engellendiği iddiası yeniden gündemde; tarafların ve arabulucuların ifadeleri çelişkili bir tablo sunuyor.
Ahmet Taş | Siyasetin Sesi
ANKARA, TÜRKİYE — Rusya ile Ukrayna arasında 2022 baharında İstanbul’da yürütülen müzakerelerin Batılı ülkelerin müdahalesiyle sona erdiği iddiası, ABD merkezli The American Conservative’ın yeni bir analiziyle yeniden tartışmaya açıldı.
Ted Snider imzalı yazı, Ukraynalı müzakereciler, eski arabulucular ve Türk yetkililerin açıklamalarını bir araya getirerek ABD ve İngiltere’nin Kiev’i anlaşmadan uzaklaştırdığını savunuyor. Ancak görüşmelerde bulunan isimlerin ifadeleri, dönemin belgeleri ve daha sonra yapılan kapsamlı araştırmalar birlikte ele alındığında tablo daha karmaşık görünüyor: Taraflar önemli başlıklarda ilerleme sağlamış olsa da imzaya hazır, bütün temel sorunları çözülmüş bir barış anlaşmasının bulunduğu konusunda kesin bir uzlaşı yok.
The American Conservative ne iddia ediyor?
The American Conservative, 20 Ağustos’ta yayımladığı analizde, aralarında Ukrayna müzakere heyeti üyeleri David Arahamia, Oleksandr Chalyi ve Oleksiy Arestovych ile eski İsrail Başbakanı Naftali Bennett ve Türk yetkililerin de bulunduğu dokuz ismin açıklamalarını sıraladı.
Yazının temel tezi, 2022’nin Mart ve Nisan aylarında tarafların ateşkese veya daha kapsamlı bir anlaşmaya yaklaşmasına rağmen Washington ve Londra’nın Ukrayna’yı müzakereleri sürdürmekten caydırdığı yönünde.
Snider özellikle dönemin İngiltere Başbakanı Boris Johnson’ın 9 Nisan 2022’de Kiev’e yaptığı ziyareti, sürecin kırılma noktalarından biri olarak gösteriyor.
Ancak söz konusu dokuz ismin açıklamaları aynı ağırlıkta kanıt oluşturmuyor. Bazıları doğrudan müzakere heyetinde yer alırken bazıları arabulucu, danışman veya süreci dışarıdan takip eden siyasi aktörlerdi. Ayrıca açıklamalar, müzakerelerin neden sona erdiği konusunda tamamen aynı sonucu ortaya koymuyor.
Arahamia: Rusya NATO’dan vazgeçilmesi karşılığında savaşı bitirmeye hazırdı
2022’de Ukrayna heyetine başkanlık eden David Arahamia’nın Kasım 2023’te verdiği röportaj, tartışmanın en önemli kaynaklarından biri.
Arahamia, Rus heyetinin Ukrayna’nın tarafsızlığı kabul etmesi ve NATO’ya girmeme taahhüdünde bulunması halinde savaşı sona erdirmeye hazır olduğunu söyledi.
Aynı röportajda Boris Johnson’ın İstanbul görüşmelerinden sonra Kiev’e geldiğini ve Ukrayna tarafına Rusya ile herhangi bir şey imzalamama, mücadeleye devam etme yönünde mesaj verdiğini de anlattı.
Ancak Arahamia’nın açıklamasının devamı bu tartışma açısından en az bu bölüm kadar önemli.
Ukraynalı müzakereci, Kiev’in anlaşmayı imzalamaya hazır olduğu ve Johnson’ın bunu engellediği yorumunu açıkça reddetti. Arahamia’ya göre heyetin zaten anlaşma imzalama yetkisi yoktu; ayrıca Rusya’ya güvenilmiyor ve Ukrayna’nın güvenilir uluslararası güvenlik garantilerine ihtiyacı bulunuyordu.
Arahamia, Batılı ortakların Ukrayna adına karar vermediğini, ancak uygulanabilirliği şüpheli güvenlik garantilerine güvenmemeleri yönünde tavsiyede bulunduğunu söyledi.
Bu nedenle Arahamia’nın ifadesi, Batı’nın Kiev üzerindeki etkisini doğrularken, “hazır barış anlaşmasını Johnson iptal ettirdi” sonucunu tek başına doğrulamıyor.
Bucha ve Johnson ziyareti aynı dönemde süreci değiştirdi
Ukrainska Pravda’nın Mayıs 2022’de yayımladığı ayrıntılı haber de Johnson ziyaretinin görüşmeler üzerindeki etkisine dikkat çekti.
Zelenskiy’e yakın kaynaklara dayandırılan haberde Johnson’ın Kiev’e, Putin’e baskı yapılması gerektiği ve Batılı ülkelerin Rusya ile birlikte güvenlik garantörü olacak bir anlaşmaya sıcak bakmadığı mesajını taşıdığı belirtildi.
Ancak aynı Ukrainska Pravda araştırması görüşmelerdeki değişimi yalnız Johnson’a bağlamadı.
Rus birliklerinin Kiev çevresinden çekilmesinin ardından Bucha, Irpin ve diğer bölgelerde ortaya çıkan sivil ölümleri ve savaş suçu bulguları, Ukrayna kamuoyunda ve siyasi yönetimde Rusya ile anlaşmaya yönelik yaklaşımı büyük ölçüde değiştirdi. Zelenskiy 4 Nisan’da Bucha’dan yaptığı açıklamada yaşananların Rusya ile görüşmeyi son derece güçleştirdiğini açıkça söyledi.
Dolayısıyla Johnson’ın ziyareti önemli bir faktör olsa da, aynı dönemde savaş alanındaki gelişmeler ve Bucha’daki katliamların ortaya çıkması da müzakere atmosferini değiştirdi.
Taslak anlaşma vardı ancak önemli maddeler çözülememişti
2022’de bir barış taslağının gerçekten var olduğu artık tartışmalı değil.
The Wall Street Journal’ın daha sonra incelediği 15 Nisan 2022 tarihli 17 sayfalık taslak, Ukrayna’nın kalıcı tarafsızlığı, NATO dışında kalması ve AB üyeliği yolunun açık tutulması gibi başlıklar içeriyordu. Crimea’nın fiilen Rus kontrolünde kalması da taslağın unsurları arasındaydı.
Ancak önemli konularda tarafların pozisyonları hâlâ birbirinden uzaktı.
Rusya, Ukrayna ordusunun yaklaşık 85 bin askerle sınırlandırılmasını isterken Ukrayna 250 bin askerlik kapasiteyi savunuyordu. Tank, topçu ve füze kapasitesi konusunda da ciddi farklılıklar vardı. Donbas’ın geleceği, Rus birliklerinin çekilmesi ve güvenlik garantilerinin nasıl işleyeceği gibi temel meseleler tamamen çözülememişti.
Bir başka önemli ayrıntı ise taslağın 15 Nisan tarihli olması. Bu tarih, Johnson’ın 9 Nisan Kiev ziyaretinden sonrasına denk geliyor.
Bu durum, Johnson ziyaretinden sonra diplomatik çalışmanın tamamen ve anında sona ermediğini gösteriyor.
Bennett ve Chalyi anlaşma ihtimalinin ciddi olduğunu savundu
Eski İsrail Başbakanı Naftali Bennett, savaşın ilk haftalarında Zelenskiy ve Putin arasında arabuluculuk yapan isimlerden biriydi.
Bennett daha sonra verdiği bir röportajda iki tarafın önemli tavizlere hazır olduğunu ve ateşkes için gerçek bir ihtimal bulunduğunu söyledi. ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya ile koordinasyon içinde hareket ettiğini anlatan Bennett, Batılı müttefiklerin sürecin devam etmesini istemediğini düşündüğünü belirtti.
Bununla birlikte Bennett daha sonraki değerlendirmelerinde nihai bir anlaşmanın gerçekten mümkün olup olmadığı konusunda daha temkinli konuştu. The American Conservative da Bennett’ın sonradan bu görüşünün bazı bölümlerini yumuşattığını kabul ediyor.
Ukrayna heyetindeki eski diplomat Oleksandr Chalyi ise tarafların Nisan 2022’de bir barış çözümüne “çok yakın” olduğunu söyledi. Chalyi’ye göre İstanbul Bildirisi, Rusya’nın savaşın ilk günlerinde ortaya koyduğu taleplerden önemli ölçüde farklı bir uzlaşma çerçevesi yaratmıştı.
Bu ifadeler, İstanbul sürecinin göstermelik olmadığını ve gerçek müzakerelerin yürütüldüğünü destekliyor.
‘Batı barışı bozdu’ sonucu kesin olarak kanıtlanmış değil
Batılı ülkelerin Kiev’in kararları üzerinde ciddi siyasi etkisi bulunduğuna dair kuvvetli kanıtlar var.
Johnson’ın Ukrayna’ya mücadeleyi sürdürmesi yönünde güçlü destek verdiği, ABD ve İngiltere’nin Rusya ile aynı güvenlik garantisi mekanizmasına katılmaya sıcak bakmadığı ve bazı Batılı liderlerin Rusya’nın savaş alanında daha fazla zayıflatılabileceğini düşündüğü dönemin kaynaklarından anlaşılıyor.
Fakat bundan, “Batı imzalanmaya hazır bir barış anlaşmasını veto etti” sonucuna ulaşmak daha tartışmalı.
Arahamia bunun böyle olmadığını söyledi. Boris Johnson iddiaları “Rus propagandası” olarak reddetti. Zelenskiy de daha sonra Johnson’ın kendisini bir anlaşmadan vazgeçirdiği iddiasını kabul etmedi.
Samuel Charap ve Sergey Radchenko’nun müzakere taslakları, dönemin yetkilileri ve müzakerecilerle yaptıkları araştırma da tarafların ciddi ilerleme sağladığını ancak güvenlik garantileri, Ukrayna ordusunun büyüklüğü, topraklar ve savaşın nasıl durdurulacağı gibi kritik konuların çözülmeden kaldığını ortaya koydu. Çalışma, İstanbul görüşmelerini önemli bir kaçırılmış diplomatik fırsat olarak değerlendirirken tek bir aktörü görüşmelerin çöküşünden sorumlu tutmuyor.
Dört yıl sonra İstanbul süreci neden hâlâ tartışılıyor?
2022 İstanbul görüşmeleri bugün de önemini koruyor çünkü savaşın ilk haftalarında Rusya ve Ukrayna’nın hangi tavizleri tartışmaya hazır olduğunu gösteren en kapsamlı diplomatik girişimlerden biri olarak kabul ediliyor.
Türkiye’nin ev sahipliğinde 29 Mart’ta Dolmabahçe’de gerçekleştirilen toplantıda Ukrayna tarafı tarafsızlık ve uluslararası güvenlik garantilerine dayanan bir model sundu. Türkiye Cumhurbaşkanlığı da görüşmelerin o gün tamamlandığını resmî olarak duyurdu.
Bugün bilinen belgeler ve tanıklıklar, 2022 baharında gerçek bir müzakere fırsatı bulunduğunu güçlü biçimde destekliyor.
Ancak görüşmelerin başarısızlığını yalnızca “Batı’nın müdahalesi” ile açıklamak; Rusya’nın taleplerini, güven eksikliğini, çözülemeyen askerî ve toprak meselelerini, Bucha’da ortaya çıkan savaş suçlarını ve Ukrayna’nın savaş alanındaki değişen beklentilerini göz ardı etme riski taşıyor.
Bu nedenle The American Conservative’ın ortaya koyduğu tanıklıklar, Batılı ülkelerin süreci etkilediğini gösteren önemli materyaller sunuyor; ancak “dokuz kaynak Batı’nın barışı bozduğunu kesin olarak kanıtlıyor” ifadesi mevcut kanıtların izin verdiğinden daha kesin bir sonuç içeriyor.
2022 İstanbul sürecine ilişkin en temkinli sonuç şu: Taraflar gerçek ve ciddi bir anlaşma çerçevesi üzerinde çalışıyordu, Batılı hükümetlerin tutumu Kiev’in hesaplarını etkiledi; ancak imzaya hazır ve bütün temel sorunları çözülmüş bir barış anlaşmasının yalnız Batı tarafından engellendiği kesin biçimde kanıtlanmış değil.
SiyasetinSesi.com
What's Your Reaction?
Like
0
Dislike
0
Love
0
Funny
0
Wow
0
Sad
0
Angry
0
Yorumlar (0)