Kaleköy’de araç yolu yok: Demre’nin sessiz kıyı yerleşiminde yaşam
Antalya Demre’deki Kaleköy’e araçla doğrudan girilemiyor; antik Simena’nın taş ve merdivenli sokaklarında ulaşım tekne veya yaya yollarıyla sağlanıyor.
Ahmet Taş | Siyasetin Sesi
ANTALYA / TÜRKİYE — Antalya’nın Demre ilçesindeki Kaleköy, içinde otomobillerin dolaşabileceği bir yol ağı bulunmaması, dik taş merdivenleri ve denizle bütünleşen yapısıyla Türkiye’nin en sıra dışı kıyı yerleşimlerinden biri olarak dikkat çekiyor.
Sosyal medyada son günlerde “Türkiye’de bir tane bile arabanın olmadığı tek köy” ve hatta “bisiklet bile yok” ifadeleriyle paylaşılan Kaleköy, antik dönemde Simena adıyla biliniyordu. Resmî kaynaklar burayı Türkiye’nin denizden ulaşılabilen nadir yerleşimlerinden biri olarak tanımlıyor. Kültür Portalı’na göre Simena’ya Üçağız veya Çayağzı’ndan teknelerle ulaşılabiliyor.
Ancak “Türkiye’de araç bulunmayan tek köy” ifadesini doğrulayan resmî bir ulusal kayıt bulunmuyor. Buna karşılık Kaleköy’ün yerleşim alanında otomobillerin kullanabileceği normal bir kara yolu bulunmadığı ve köy içindeki ulaşımın ağırlıklı olarak yürüyerek sağlandığı farklı kaynaklarca doğrulanıyor.
Kaleköy’e gerçekten araba giremiyor mu?
Kaleköy’ü farklı kılan temel özellik, yerleşimin içinden geçen bir otomobil yolunun bulunmaması.
Köy, deniz kıyısından dik biçimde yükselen bir yamacın üzerine kurulmuş durumda. Evler, pansiyonlar ve küçük işletmeler arasında asfalt caddeler yerine dar taş yollar, basamaklar ve merdivenler bulunuyor.
Bu nedenle otomobil, minibüs veya benzeri motorlu araçlarla köyün merkezinde dolaşmak mümkün değil.
DHA’nın daha önce yayımladığı bir haberde de Kaleköy’ün karayla bağlantısı bulunmasına rağmen yerleşime doğrudan kara yolu ulaşımının olmadığı ve araç gürültüsünün köyde duyulmadığı aktarılmıştı.
Bununla birlikte “Kaleköy’e karadan hiçbir şekilde ulaşılamaz” ifadesi tam olarak doğru değil.
Güncel gezi kaynaklarına göre araçla bölgenin belirli bir noktasına kadar yaklaşmak, aracı park ettikten sonra ise kısa bir patika yürüyüşüyle Kaleköy’e geçmek mümkün. Dolayısıyla doğru ifade, “Kaleköy’e otomobille doğrudan girilemiyor” şeklinde olmalı.
‘Bisiklet bile yok’ iddiası ne kadar doğru?
Sosyal medya paylaşımlarında Kaleköy için sık sık “araba bir yana bisiklet bile yok” ifadesi kullanılıyor.
Ancak resmî turizm kaynaklarında köyde hiç bisiklet bulunmadığını doğrulayan bir kayıt yer almıyor.
Buna karşılık yerleşimin fiziksel yapısı bu iddianın neden ortaya çıktığını açıklıyor. Köydeki güzergâhların önemli bölümü dik, dar ve basamaklı taş yollardan oluşuyor.
Bu yapı bisiklet dahil tekerlekli araçların günlük ulaşım aracı olarak kullanılmasını oldukça zorlaştırıyor.
Kaleköy hakkında güncel yerel rehberlerde de köy “arabasız” bir yerleşim olarak tanımlanıyor; otomobil, motosiklet ve asfalt yol bulunmadığı belirtiliyor.
Bu nedenle “Kaleköy’de araç trafiği yok” ifadesi güçlü biçimde desteklenirken, “köyde tek bir bisiklet dahi yok” ifadesini kesin bir veri olarak sunmak yerine sosyal medyada kullanılan bir tanımlama olarak değerlendirmek daha doğru.
Kaleköy aslında antik Simena’nın üzerinde yaşıyor
Kaleköy’ün özelliği yalnızca araçsız olması değil.
Bugünkü yerleşim, antik çağdaki Simena kentinin bulunduğu alanda yaşamını sürdürüyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Portalı’na göre Simena’nın tarihi, Likya dilindeki yazıtlar ve arkeolojik bulgular üzerinden MÖ 4. yüzyıla kadar götürülebiliyor. Kent, antik dönemde Likya dünyasının bir parçasıydı ve Roma döneminde de varlığını sürdürdü.
Yerleşimin üzerinde yükselen Simena Kalesi bugün bölgenin en dikkat çekici yapılarından biri.
Kalenin çevresinde Likya lahitleri, kaya mezarları ve nekropol alanları bulunuyor. Antik çağda meydana gelen depremler nedeniyle kentin bazı bölümlerinin sular altında kaldığı da biliniyor.
Simena ayrıca 2009 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne önerilen “Likya Uygarlığı Antik Kentleri” arasında yer alıyor.
Kekova manzarası köyün karakterini belirliyor
Kaleköy, Kekova Adası’nın tam karşısındaki yarımada üzerinde yer alıyor.
Deniz, antik kalıntılar ve dik yamaç üzerine kurulmuş taş evlerin oluşturduğu yapı, köyün karakterini belirliyor.
Burada modern kentlerde alışılan geniş yollar, kavşaklar, otoparklar ve sürekli araç trafiği bulunmuyor.
Kıyıya ulaşan ziyaretçiler köyü yürüyerek geziyor. Yukarı doğru çıkıldıkça taş basamaklar Simena Kalesi’ne uzanıyor ve tepeden Kekova çevresinin geniş bir bölümü görülebiliyor.
Kültür Portalı da Simena’yı “Türkiye’nin denizden ulaşılabilen nadir yerleşimlerinden biri” olarak tanımlıyor ve ulaşım için Üçağız ile Çayağzı’ndan hareket eden tekneleri gösteriyor.
Kaleköy’ün sessizliği de büyük ölçüde bu fiziksel yapının sonucu. Araç motorlarının yerini ziyaretçi yoğunluğuna göre insan sesleri, tekneler ve kıyıdaki günlük yaşam alıyor.
Köye ulaşımın en yaygın yolu deniz
Kaleköy’e gitmenin en bilinen yöntemi tekne.
Özellikle çevredeki kıyı noktalarından hareket eden tekneler ziyaretçileri doğrudan Kaleköy’ün sahiline ulaştırabiliyor.
Resmî turizm kaynağı, Üçağız ve Çayağzı’ndan teknelerle ulaşımı öneriyor.
Bunun yanında kara tarafından bölgeye yaklaşarak son bölümü yürümek de mümkün. Son yıllardaki güncel gezi bilgileri, araçların köyün kendisine giremediğini ancak belirli bir noktaya kadar kara yoluyla ulaşıp ardından yaklaşık 10–15 dakikalık bir yürüyüş yapılabildiğini belirtiyor.
Dolayısıyla Kaleköy için internette sık kullanılan “yalnızca tekneyle ulaşılabilir” ifadesinin de küçük bir düzeltmeye ihtiyacı bulunuyor: Köye araçla doğrudan giriş yok, ancak deniz yolunun yanı sıra son bölümü yürüyerek tamamlanan kara yaklaşımı da bulunuyor.
Araçsız yapı Kaleköy’ün en önemli özelliklerinden biri
Kaleköy’ü sosyal medyada ilgi çekici hale getiren şey, modern yaşamın neredeyse vazgeçilmez unsuru haline gelen otomobilin köy dokusunun dışında kalması.
Ancak bu durum planlanmış modern bir “araçsız kent” projesinden çok, coğrafya, tarihî yerleşim dokusu ve koruma koşullarının birlikte oluşturduğu bir sonuç.
Antik Simena’nın dik yamacına yayılan taş yapılaşma, dar geçitler ve merdivenler araç trafiğine uygun değil.
Bu özellik bir taraftan günlük yaşam ve malzeme taşımacılığını zorlaştırırken diğer taraftan köyü yoğun trafik, otopark ve yol yapılaşmasından uzak tutuyor.
Bu nedenle sosyal medyadaki “Türkiye’nin arabasız tek köyü” tanımlaması kesin bir resmî unvan olarak doğrulanamasa da Kaleköy’ün araçların doğrudan giremediği, ulaşımın deniz ve yaya güzergâhlarıyla şekillendiği çok nadir yerleşimlerden biri olduğu açık biçimde görülüyor.
Antik Simena’nın binlerce yıllık kalıntılarıyla iç içe yaşayan Kaleköy’ün asıl sıra dışı tarafı da belki tam burada yatıyor: Akdeniz’in en hareketli turizm bölgelerinden birinde, otomobilin köy yaşamının merkezine hiç giremediği küçük bir yerleşim hâlâ varlığını sürdürüyor.
SiyasetinSesi.com
What's Your Reaction?
Like
0
Dislike
0
Love
0
Funny
0
Wow
0
Sad
0
Angry
0
Yorumlar (0)