Modi’nin Putin’e barış çağrısı: Hindistan savaş dengesini değiştirir mi?
Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin Putin’e savaşı bitirme çağrısı, Tokayev’in çıkışının ardından Moskova üzerindeki dost ülke baskısını büyüttü.
Ahmet Taş | Siyasetin Sesi
ANKARA / TÜRKİYE — Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin Vladimir Putin’e “sonsuz savaştan savaşın sonuna doğru ilerlemeliyiz” demesi, sıradan bir diplomatik temenni olmaktan öte; Moskova’nın Batı dışındaki en önemli ortakları arasında savaşın sürdürülebilirliğine ilişkin rahatsızlığın görünür hale geldiğine işaret ediyor.
Üstelik bu mesaj yalnız gelmedi. Yaklaşık bir ay önce Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev de Putin’in yanında savaşın dondurulmasını ve “İstanbul formülü 2.0” üzerinden müzakerelere dönülmesini istemişti. Şimdi dünyanın en büyük nüfusuna, dördüncü büyük ekonomisine ve nükleer silahlara sahip Hindistan’dan çok daha açık bir “savaşı bitirin” mesajı geliyor.
Narendra Modi tam olarak kim ve sözleri neden önemli?
Tam adı Narendra Damodardas Modi.
Modi, Hindistan Başbakanı ve ülkenin hükümet başkanı. İlk kez 26 Mayıs 2014’te başbakanlık görevine geldi; Haziran 2024’te üçüncü dönem için yeniden yemin etti.
Dolayısıyla konuşan kişi yalnızca önemli bir Asya ülkesinin lideri değil.
Hindistan yaklaşık 1,48 milyar nüfusuyla dünyanın en kalabalık ülkesi. Hindistan hükümetinin verilerine göre ülke 2025’te Japonya’yı geride bırakarak dünyanın dördüncü büyük ekonomisi haline geldi. Ekonomi 2026’nın nisan-haziran döneminde yıllık yüzde 7,8 büyüdü. SIPRI ise Hindistan’ı dokuz nükleer silahlı ülkeden biri olarak değerlendiriyor ve Ocak 2026 itibarıyla yaklaşık 190 nükleer savaş başlığına sahip olduğunu tahmin ediyor.
Buna G20, BRICS, Şanghay İşbirliği Örgütü ve QUAD gibi birbirinden farklı siyasi platformlardaki rolü eklendiğinde Hindistan, hem Batı’yla hem Rusya’yla hem de Küresel Güney’le konuşabilen az sayıdaki büyük güçten biri.
Bu nedenle Modi’nin Putin’e söyledikleri, örneğin bir Avrupa liderinin aynı çağrısından stratejik açıdan farklı bir anlam taşıyor.
Tokayev’in ardından Modi: Putin’in dostlarından iki ayrı uyarı
25 Temmuz’da Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, Omsk’ta Vladimir Putin’le yan yana otururken Ukrayna savaşının dondurulması gerektiğini söyledi.
Tokayev, çatışmayı açıkça bir “devletlerarası çatışma” olarak tanımladı; genç insanların ölmesinin sona erdirilmesini istedi ve tarafların “İstanbul formülü 2.0” üzerinden yeniden görüşmelere dönmesini önerdi.
Kremlin buna hemen mesafeli yaklaştı. Sözcü Dmitri Peskov, çatışmanın dondurulmasının mevcut şartlarda “imkânsız” olduğunu söyledi.
Tokayev’in açıklaması önemliydi çünkü Kazakistan Rusya’nın sınır komşusu, yakın ekonomik ortağı ve Moskova’nın kendi jeopolitik çevresinde gördüğü bir ülke.
Fakat Modi’nin çıkışı bundan daha büyük bir ağırlığa sahip.
Çünkü Hindistan yalnız Rusya’nın siyasi ortağı değil, aynı zamanda Rus petrolünün en büyük müşterilerinden biri.
Reuters, Hindistan ve Çin’in enerji alımlarının Batı yaptırımları sonrasında Moskova’nın bütçe gelirlerini desteklediğine dikkat çekiyor.
Bu nedenle Modi’nin barış çağrısının arkasında potansiyel bir ekonomik kaldıraç da bulunuyor.
Asıl kırılma: Çağrı Batı’dan değil, Moskova’nın ortağından geliyor
Rusya yıllardır Ukrayna savaşını yalnız Rusya ile Ukrayna arasındaki bir çatışma olarak değil, Batı ile daha geniş bir jeopolitik mücadele şeklinde anlatıyor.
Bu söylemin en önemli unsurlarından biri de Moskova’nın “Batı dışındaki dünya bizim yanımızda veya en azından bize karşı değil” mesajıydı.
BRICS ve Şanghay İşbirliği Örgütü bu anlatıda özellikle önemli.
İşte Modi’nin mesajı tam da bir Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi sırasında geldi.
Modi, Putin’e “dostum” demeyi sürdürdü, Rusya ile gelişen ilişkileri övdü; fakat aynı kameraların önünde savaşın artık bitmesi gerektiğini de açıkça söyledi. Reuters, Kremlin’in buna rağmen Rusya’nın savaşı yalnız kendi koşullarında sona erdirmeye hazır olduğunu ve bu koşulların Ukrayna tarafından kabul edilmediğini hatırlatıyor.
Bu nedenle Modi’nin mesajı Batı’nın Rusya karşıtı cephesine katılım anlamına gelmiyor.
Daha incelikli ve Moskova açısından belki de daha rahatsız edici bir şey söylüyor:
“Sizin ortağınız olmaya devam ediyoruz; fakat bu savaşın sonsuza kadar sürmesini desteklemiyoruz.”
Dünyadaki yankı: En çok ‘Putin’in ortağından gelen uyarı’ vurgulandı
Uluslararası basındaki ortak tema dikkat çekici.
Reuters, açıklamayı “savaşın insanlık adına sona ermesi gerektiği” çağrısı olarak öne çıkardı ancak aynı haberde Hindistan’ın Rus petrolünün en büyük alıcılarından biri olduğuna özellikle dikkat çekti.
Kyiv Independent ise Modi’nin sözlerinin önemini, çağrının Rusya’nın ortağı ve en büyük enerji müşterilerinden birinin liderinden gelmesinde gördü.
Meduza da açıklamayı doğrudan “savaş bitmeli” mesajı olarak aktardı.
Hindistan medyasında ise başka bir vurgu öne çıktı: Yeni Delhi’nin Rusya’yla stratejik ortaklığını bozmadan barış diplomasisi yürütme arayışı. Indian Express, Modi’nin 2022’de Putin’e “bu dönem savaş dönemi değildir” dediğini, 2024’te ise çözümün savaş meydanında bulunamayacağını söylediğini hatırlattı.
Dolayısıyla dünya Modi’nin sözlerini Hindistan’ın Rusya’dan kopuşu olarak değil, Moskova’ya yönelik tonun giderek sertleşmesi olarak okuyor.
Modi neden şimdi daha açık konuşuyor?
Burada Hindistan’ın kendi çıkarlarını da görmek gerekiyor.
Yeni Delhi’nin Rusya politikasının temelinde uzun süredir “stratejik özerklik” anlayışı var: Hindistan ne Batı’nın Rusya politikasını tamamen takip ediyor ne de Moskova’nın yanında blok siyasetine giriyor. Bu yaklaşım, ülkenin Rusya’yla ilişkisini sürdürürken ABD, Avrupa, Japonya ve Avustralya ile de ortaklık kurmasına imkân veriyor.
Ancak savaş uzadıkça bu denge daha maliyetli hale geliyor.
Bir tarafta ABD’de Rus enerjisi alan ülkelere yönelik daha ağır yaptırım ve tarifeler tartışılıyor. Reuters’a göre gündemdeki yasa Hindistan gibi Rus enerjisinin büyük müşterilerine yüzde 100’e kadar gümrük vergisi uygulanmasının önünü açabilir.
Diğer tarafta Hindistan enerjiye son derece bağımlı. Carnegie’nin analizine göre ülke ham petrol ihtiyacının yaklaşık yüzde 89’unu ithal ediyor. Bu nedenle Rus petrolünden bir gecede vazgeçmek Yeni Delhi açısından kolay değil.
Modi’nin amacı bu nedenle Rusya’yı terk etmekten çok, Rusya yüzünden Hindistan’ın küresel seçeneklerinin daralmasını önlemek olabilir.
Hindistan gerçek bir arabulucu olabilir mi?
Bence Modi’nin sözlerinin en önemli stratejik sonucu burada.
Bugün Ukrayna savaşında gerçek anlamda arabulucu olabilecek ülke sayısı çok az.
Batılı ülkeler Kyiv’e açık destek veriyor ve Moskova onları taraf olarak görüyor.
Çin Rusya’ya son derece yakın ve Ukrayna ile Batı’da Pekin’in tarafsızlığı konusunda ciddi kuşkular bulunuyor.
Türkiye önemli bir arabuluculuk kapasitesine sahip olsa da NATO üyesi.
Hindistan ise farklı bir konumda.
Modi hem Putin’le yakın ilişki kurabiliyor hem de Ağustos 2024’te savaş sırasında Kyiv’e giderek Volodimir Zelenski ile görüşen ilk Hindistan başbakanı oldu. O görüşmede de barışın diplomasi yoluyla sağlanması gerektiğini söylemiş ve Hindistan’ın yardımcı olmaya hazır olduğunu belirtmişti.
Bu, Hindistan’a nadir bulunan bir diplomatik avantaj sağlıyor:
Moskova’nın kapısı açık, Kyiv’in kapısı açık ve Washington’ın kapısı da açık.
Eğer gelecekte kapsamlı bir ateşkes veya güvenlik garantileri sistemi kurulacaksa, Hindistan’ın garantör veya kolaylaştırıcı ülkeler arasında anılması şaşırtıcı olmaz.
Fakat Putin’i sözler değil, maliyet hesabı değiştirecek
Burada Modi’nin çağrısının sınırını da görmek gerekiyor.
Putin’in Modi’ye verdiği yanıt olumlu görünse de Kremlin’in temel savaş hedeflerinde bir değişiklik bulunmuyor. Moskova Ukrayna’dan toprak ve güvenlik politikaları konusunda ciddi tavizler talep etmeyi sürdürüyor.
Üstelik Modi’nin açıklamasından hemen sonra Rusya’nın Kyiv ve çevresine yönelik saldırılarında en az 12 kişi hayatını kaybetti.
Dolayısıyla tek başına retorik savaşı bitirmeyecek.
Asıl soru şudur:
Hindistan barış çağrısını ekonomik ve diplomatik baskıya dönüştürecek mi?
Eğer Yeni Delhi Rus petrolü alımlarını azaltmaya, Moskova ile yeni enerji anlaşmalarını sınırlamaya veya Putin’e müzakere masasında daha gerçekçi şartlar benimsemesi gerektiğini açık biçimde söylemeye başlarsa, Modi’nin Bişkek konuşması tarihsel bir dönüm noktası olarak görülebilir.
Bunlar olmazsa açıklama güçlü fakat sembolik bir diplomatik mesaj olarak kalacaktır.
Yine de Tokayev’in ardından Modi’nin de Putin’in yanında savaşı bitirme çağrısı yapması küçümsenecek bir gelişme değil.
Çünkü Moskova açısından asıl tehlike yalnız Batı’nın yaptırımları değildir.
Rusya’nın kendi dostlarının da “artık yeter” demeye başlamasıdır.
Batı’nın eleştirisini Kremlin yıllardır yönetebiliyor.
Fakat Kazakistan’dan Hindistan’a uzanan bir çizgide, Rusya’nın ticaret yaptığı ve “çok kutuplu dünyanın ortakları” olarak sunduğu ülkeler savaşın sona ermesini daha yüksek sesle talep etmeye başlarsa, Putin’in “dünya bizimle” anlatısının zemini giderek daralabilir.
Modi’nin çağrısının gerçek stratejik önemi de burada yatıyor.
Yusuf İnan
SiyasetinSesi.com
Yusuf İnan, gazeteci ve yazardır.
UAPresa.com, WiseNewsPress.com, SehitlerOlmez.com, Yerelgundem.com ve SiyasetinSesi.com Genel Yayın Yönetmenliği görevlerini yürütmektedir. Türkiye ve dünya gündemiyle ilgili stratejik ve siyasi analizler konusunda uzmanlaşmıştır.
What's Your Reaction?
Like
0
Dislike
0
Love
0
Funny
0
Wow
0
Sad
0
Angry
0
Yorumlar (0)