UID Genel Kurulu’nda Türk diasporası ve aşırı sağ gündeme taşındı
UID’nin Neuss’taki 9. Olağan Genel Kurulu’nda diaspora-STK işbirliği, yükselen aşırı sağ ve Kenan Aslan’ın yeniden seçilmesi öne çıktı.
Ahmet Taş | Siyasetin Sesi
NEUSS, ALMANYA — Uluslararası Demokratlar Birliğinin Neuss’ta düzenlenen 9. Olağan Genel Kurulu’nda Türk diasporasının örgütlenmesi, Avrupa’da yükselen aşırı sağ ve sivil toplum işbirliği gündemin merkezinde yer aldı.
Yaklaşık 700 kişinin katıldığı genel kurulda Kenan Hasan Aslan yeniden genel başkan seçilirken, Türkiye ile Avrupa’daki Türk toplumu arasındaki ilişkilerin kurumsal ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulması gerektiği vurgulandı.
Toplantıya İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Dış İlişkiler Başkanı Zafer Sırakaya, Türkiye’nin Berlin Büyükelçisi Gökhan Turan ve Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanı Abdulhadi Turus’un da aralarında bulunduğu davetliler katıldı.
Kenan Aslan yeniden genel başkan seçildi
UID’nin 9. Olağan Genel Kurulu’nda delegelerin desteğini alan Kenan Hasan Aslan, bir dönem daha genel başkanlık görevine seçildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da genel kurula gönderdiği video mesajla katılımcılara hitap etti.
Birlik; Almanya’dan Avustralya’ya, Kanada’dan Japonya’ya uzanan faaliyet ağıyla 35 ülke ve altı bölgede çalışmalar yürütüyor. UID’nin yeni dönemde özellikle gençlerin, kadınların ve farklı meslek gruplarının sivil topluma katılımını artırmaya odaklanması bekleniyor.
Aslan, konuşmasında Avrupa’daki Türk toplumunun artık yalnızca göçmenlik tecrübesiyle tanımlanamayacağını belirtti. İlk kuşağın büyük fedakârlıklarla kurduğu hayatın ardından yeni kuşakların bilim, sanat, ekonomi, siyaset ve sivil toplum alanlarında görünür başarılar elde ettiğini söyledi.
UID’nin temel sorumluluğunu “ilk kuşağın emeğini unutmadan yeni kuşakların hayallerine sahip çıkmak” sözleriyle özetleyen Aslan, yurt dışında yaşayan insanların ihtiyaç duyduklarında kendilerini anlayan bir muhatap bulmasının önemine dikkat çekti.
Türk diasporasının 65 yıllık dönüşümü
Türkiye’den Almanya’ya yönelik düzenli iş gücü göçünün başlamasının üzerinden 65 yıl geçti. İlk kuşaklar, çoğu zaman yalnızca üzerinde adres yazılı küçük bir kâğıtla, dilini bilmedikleri şehirlere ulaştı. İşçi yurtlarında, kalabalık odalarda ve geçici barınma alanlarında başlayan hayat, zaman içinde kalıcı bir toplumsal yapıya dönüştü.
Bugün Avrupa’daki Türkiye kökenli toplumun üyeleri parlamentolarda, yerel yönetimlerde, üniversitelerde, sanat çevrelerinde ve iş dünyasında görev alıyor. Çok sayıda girişimci istihdam oluştururken sivil toplum kuruluşları eğitimden kültüre kadar geniş bir alanda çalışmalar yürütüyor.
Bu dönüşüm büyük ölçüde ilk kuşağın kendi imkânlarıyla kurduğu dayanışma ağları üzerinden gerçekleşti. Cenaze hizmetlerinin örgütlenmesi, bayram namazları için mekân bulunması, camilerin açılması ve helal gıdaya erişim gibi ihtiyaçlar uzun yıllar toplum içerisindeki gönüllü girişimlerle karşılandı.
Genel kuruldaki konuşmalarda, geçmişte karşılaşılan konsolosluk sorunlarının ve kurumsal ilgisizliğin unutulmaması gerektiği de dile getirildi. Bununla birlikte yalnızca geçmişteki eksiklere odaklanmak yerine yeni kuşakların eğitim, temsil ve katılım imkânlarını güçlendirecek politikaların geliştirilmesi gerektiği belirtildi.
Bilal Erdoğan’dan STK ve diaspora işbirliği mesajı
İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, Türkiye’de faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları ile Avrupa’daki Türk diasporası arasındaki ilişkinin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Erdoğan, İlim Yayma Vakfının her yıl binlerce öğrenciye, özellikle yüksek lisans ve doktora düzeyinde eğitim ve araştırma desteği sunduğunu hatırlattı. Türkiye’deki kurumların bilgi ve tecrübesinin Avrupa’daki Türk toplumuyla paylaşılabileceğini belirten Erdoğan, Avrupa’da biriken deneyimin de Türkiye’ye katkı sağlayabileceğini ifade etti.
Söz konusu işbirliğinin tek yönlü bir destek modeli olmadığını vurgulayan Erdoğan, diaspora kuruluşlarıyla Türkiye’deki sivil toplum yapıları arasında karşılıklı bilgi, tecrübe ve insan kaynağı aktarımının önem taşıdığını kaydetti.
Erdoğan, Avrupa’daki kurumların birbirini daha yakından tanımasının, benzer çalışmaların gereksiz şekilde tekrarlanmasının önlenmesinin ve ihtiyaç duyulan alanlarda ortak projeler geliştirilmesinin önemine de dikkat çekti.
Sırakaya: Avrupa, AB felsefesinden uzaklaşıyor
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Dış İlişkiler Başkanı Zafer Sırakaya, konuşmasında Avrupa’da artan yabancı düşmanlığı, ırkçılık, İslam karşıtlığı ve antisemitizme dikkat çekti.
Sırakaya, Avrupa’nın insan hakları, hukukun üstünlüğü ve çoğulculuk gibi Avrupa Birliğinin kuruluşunda öne çıkan değerlerden uzaklaşmasından endişe duyduklarını belirtti. Avrupa’daki siyasi merkez zayıflarken aşırı sağ hareketlerin güç kazandığını ve toplumsal ayrışmanın daha görünür hâle geldiğini söyledi.
Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının huzurunu ve güvenliğini tehdit eden anlayışlarla mücadelenin sürdürüleceğini belirten Sırakaya, ayrımcı söylemler karşısında hem hukuki hem de siyasi zeminde daha etkili çalışmalar yapılması gerektiğini ifade etti.
Sırakaya ayrıca yabancı düşmanlığı üzerinden siyaset yapan oluşumların somut bir gelecek programı sunmadığını, toplumsal sorunları göçmenler ve azınlıklar üzerinden açıklamaya çalıştığını dile getirdi.
Aşırı sağ ve toplumsal ayrışma gündemdeydi
Genel kurulda Avrupa’da yükselen aşırı sağın yalnızca Türkleri veya Müslümanları ilgilendiren bir mesele olmadığına dikkat çekildi. Ayrımcı hareketlerin güçlenmesinin demokratik kurumlar, toplumsal barış ve Avrupa’nın çoğulcu yapısı açısından ortak bir risk oluşturduğu değerlendirildi.
Türk toplumunun yaşadığı ülkelere ekonomik, sosyal ve kültürel katkı sunduğu belirtilirken, bu katkının kamuoyuna daha güçlü ve doğru biçimde anlatılması gerektiği ifade edildi. Diaspora kuruluşlarının yalnızca kendi toplumlarına yönelik faaliyetlerle sınırlı kalmaması, bulundukları ülkelerdeki farklı kesimlerle daha fazla ortak çalışma yapması gerektiği kaydedildi.
Türkiye’nin diaspora politikasında mali desteğin ötesine geçen bir yaklaşım benimsemesi gerektiği de toplantının öne çıkan değerlendirmelerinden biri oldu. Diplomatik ağırlığın, kurumsal tecrübenin ve ülkeler arasında kurulacak kalıcı işbirliği mekanizmalarının Türk toplumunun hak arama kapasitesini güçlendirebileceği belirtildi.
Türkiye ile Avrupa ülkeleri arasındaki ilişkilerin daha sağlam zeminlere oturtulmasının, Türk toplumunun karşılaştığı ayrımcılık ve temsil sorunlarının çözümüne katkı sağlayabileceği ifade edildi.
Yeni dönemin odağında genç kuşaklar var
UID yönetiminin yeni döneminde gençlerin siyasete, akademiye, ekonomiye ve sivil topluma katılımının artırılması temel çalışma alanlarından biri olacak. Türkçenin ve kültürel kimliğin korunmasının yanı sıra gençlerin yaşadıkları ülkelerin demokratik süreçlerine aktif biçimde katılması teşvik edilecek.
Kenan Aslan, Türk toplumunun artık Avrupa’daki geçici bir göçmen grubu olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı. Türkiye kökenli toplumun yaşadığı ülkelerin kalıcı bir parçası hâline geldiğini belirten Aslan, kültürel kimliğin, aile bağlarının ve kuşaklar arasındaki iletişimin korunması gerektiğini söyledi.
Yeni kuşakların eğitim ve meslek hayatında elde ettiği başarıların sivil toplum alanına da yansıtılması hedefleniyor. Bu kapsamda gençlerin karar alma süreçlerinde daha fazla sorumluluk üstlenmesi, yerel ve ulusal siyasete katılması ve yaşadıkları toplumlarla ortak projeler geliştirmesi önem taşıyor.
Neuss’taki genel kurul, ilk kuşakların emeğinin hatırlanması ile yeni kuşakların beklentilerine cevap verilmesi arasında kurulması gereken dengeyi öne çıkardı. Toplantıda verilen mesajlar; diaspora kuruluşları arasında koordinasyonun artırılması, ayrımcılığa karşı ortak mücadele yürütülmesi ve Türkiye-Avrupa ilişkilerinde Türk toplumunun köprü rolünün güçlendirilmesi başlıklarında toplandı.
SiyasetinSesi.com
What's Your Reaction?
Like
0
Dislike
0
Love
0
Funny
0
Wow
0
Sad
0
Angry
0
Yorumlar (0)