Dil Bayramı’nda Taşovaca şiir: Yöresel sözler yeniden hayat buldu
Abdullah Seçkin’in “Derler Bizde” şiiri, 26 Eylül Dil Bayramı’nda Taşova’ya özgü kelimeleri, gündelik yaşamı ve yöresel dil mirasını buluşturdu.
Ahmet Taş | Siyasetin Sesi
TAŞOVA, AMASYA — Türk Dil Bayramı’nın 94. yılı dolayısıyla yayımlanan Abdullah SEÇKİN imzalı “Derler Bizde” şiiri, Taşova yöresine özgü kelimeleri ve günlük yaşamın dil mirasını bir araya getirdi.
Taşova’nın konuşma kültüründen beslenen şiir; ev eşyalarından tarım ve hayvancılığa, insan özelliklerinden yemek adlarına kadar çok sayıda yöresel sözü kafiyeli dizelerle aktarıyor. Seçkin’in çalışması, standart Türkçede daha az kullanılan veya farklı karşılıklarla bilinen kelimelerin yerel hafızadaki canlılığını gösteriyor.
Dil Bayramı’nın tarihsel anlamı
Türk Dil Bayramı, 26 Eylül 1932’de Dolmabahçe Sarayı’nda toplanan Birinci Türk Dili Kurultayı’nın açılış gününe dayanıyor. Kurultayın açılış günü, Türkçenin korunması, geliştirilmesi ve gelecek kuşaklara aktarılması amacıyla Dil Bayramı olarak kabul edildi.
Türk Dil Kurumu, 2026 yılında kutlanan 94’üncü Dil Bayramı dolayısıyla Türkçenin millî kimliğin temel unsurlarından biri olduğunu vurguladı. Kurum, dilin bilim ve kültür dili niteliğinin güçlendirilmesini ortak bir sorumluluk olarak tanımladı.
Bu kültürel miras yalnızca yazı dilinde yaşamıyor. Anadolu’nun farklı bölgelerinde kullanılan ağızlar, yerel kelimeler, deyimler, türküler ve anlatılar da Türkçenin zengin söz varlığının parçalarını oluşturuyor.
Taşova ağzıyla söz varlığı
Abdullah Seçkin’in “Derler Bizde” başlıklı şiiri, Taşova yöresinde kullanılan kelimeleri açıklamalarıyla birlikte sunuyor. Şiirde her kelime, günlük hayattaki karşılığıyla eşleştiriliyor; benzer seslerle biten sözcükler bir araya getirilerek yöresel bir sözlük şiir biçimine dönüştürülüyor.
Metinde “ağartu” yoğurt, “pelver” salça, “gilik” saç ekmeği, “cember” başörtüsü ve “işlik” gömlek anlamında kullanılıyor. “Terek”, “tünek”, “göynek”, “soku”, “dipşek” ve “sönge” gibi sözler de geçmişten bugüne ev, tarla ve köy yaşamında kullanılan eşyaları anlatıyor.
Şiirin yöresel yazımı korunurken kelimelerin anlamları doğrudan dizelerin içinde veriliyor. Böylece Taşova ağzını bilmeyen okurlar da sözlerin karşılıklarını metnin akışı içinde öğrenebiliyor.
Derler Bizde
Şiir: Abdullah Seçkin
DERLER BİZDE
(Yöremizin Diliyle)
Düğmeye İLİK, saç ekmeğine GİLİK,
Fasulyeye de GILIK derler bizde.Yoğurda AĞARTU, yüksek sese BAĞARTU,
Karanlığa da GARARTU derler bizde.Salçaya PELVER, başörtüsüne CEMBER,
Çirkine de GAŞMER derler bizde.Gömleğe İŞLİK, kırdırılmış buğdaya AŞLIK,
Cepteki paraya da HAŞLIK derler bizde.Cimri olana MIKIR, yoksul olana FAKIR,
Gözleri maviye de ÇAKIR derler bizde.Raflara TEREK, kümeslere TÜNEK,
Ahır penceresine TÖMEK derler bizde.Düzenli işe GEÇİM, kalın ipliğe SİCİM,
Kilimlere de CECİM derler bizde.Ablaya ABU, boyun atkısına POŞU,
Eski elbiseye de YOĞŞU derler bizde.Geçmiş yıla BILDIR, boş lafa DIRDIR,
Parasıza da ZILDIR derler bizde.Palavraya PARTAL, kaba, görgüsüze BEYTAMBAL,
Kızılcığa da ZOVAL derler bizde.Sakar adama TELTÜK, şımarığa CİBERÜK,
İt yavrusuna da ENÜK derler bizde.Aç kalana ZEFİL, bolluk ise ZİBİL,
Yaşlı tecrübeliye de EHİL derler bizde.Mısır ekmeğine GUDÜL, patatese GOSDÜL,
Dağınık, pasaklıya da HÖŞÜL derler bizde.Sincaba TEYİN, iyiye, güzele YEĞİN,
Süt veren hayvana da SAĞIN derler bizde.İç çamaşırına GÖYNEK, misketlere ENEK,
Çok konuşana da ZEVZEK derler bizde.Domatese AZAK, manda yavrusuna BALAK,
Hayvanların yem kabına da YALAK derler bizde.Oyunbozana CIBAK, mısır koçanına SOMAK,
Sinirlenip söylenmeye de SOKRANMAK derler bizde.Yeni olana GICIR, tahıl ölçeğine MUCUR,
Hayvan alıp satana da TECİR derler bizde.En yüksek yere DİNGE, yaşlı kadına GADİNGE,
Fırın süpürgesine de SÖNGE derler bizde.Dedikoduya MESEVÜ, ucu yanmış oduna ÖĞSEVÜ,
Aklı biraz kıt olana da DELÜMSEVÜ derler bizde.Hamur çorbasına CİMCİK AŞI, saç ekmeğine BİŞİ,
Kadınlar kocalarına da GİŞİ derler bizde.Eşek yavrusuna KIRIK, zayıf olana DIRIK,
Yağmaya, talana da MIRIK derler bizde.Tekme atmaya DEKMÜK, cimri olana GISMUK,
Meyve artığına da KESMÜK derler bizde.Yaramaz adama MUZU, şımarık kızlara CAZU,
Tarlaya, araziye de YAZU derler bizde.Bol ve geniş olana FOLTAK, çirkine HORTLAK,
Eşek semerine de KALTAK derler bizde.Seccadeye NAMAZLAĞU, zehire, acıya AĞU,
Egzama hastalığına da DEMREĞÜ derler bizde.Haşere böceklere BÖCÜK, tavuk yavrusuna CÜCÜK,
Çocuklar oyunlarına da EVCÜK derler bizde.Babanın kız kardeşine EME, arpaya, ekine DENE,
Halsiz, güçsüz olana da SEME derler bizde.Bir yaşındaki koyuna ŞİŞEK, süt kardeşe EMİŞEK,
Yayık yayma aracına da DİPŞEK derler bizde.Yufka yürekliye MEREMETLİ, becerikliye ŞEREMETLİ,
Mutsuza, dertli olana da GARAMETLİ derler bizde.Az ileriye ÖTE, fasulye sırığına ÇÖTE,
Tenha, ıssız yerlere de SÖTE derler bizde.Yaramaz olana ÇİTİL, çalı çırpıya ÇİPİL,
Yorgan, yatak yüzüne MİTİL derler bizde.Süslü olmaya DONAK, kısa boyluya DOBAK,
Gece düğüncüsüne de KONAK derler bizde.Taze mısıra SÜTLEK, korkaklara ÖTLEK,
Gözleri iri olana PÖTLEK derler bizde.Tahıl dövülen taş dibeğe SOKU, cekete SAKU,
Hastaya sarılan ilaçlı beze de YAKU derler bizde.Hasta hayvana ÇON, derisi GÖN,
İç çamaşırına da DON derler bizde.Zayıf, cılız olana ÇALUK, hindiye CULUK,
Evde kalmış bekârlara da GALUK derler bizde.Sedire MAKAT, nüfusa yazılmamışa SIRGAT,
Namussuz adama da GAVAT derler bizde.Çakıl taşına ÇEĞEL, çapa aletine MEĞEL,
Münasip olana da MEHEL derler bizde.Hasta olana ALGUNLU, çabuk küsene DINGILLU,
Sevdalanmışa da YANGUNLU derler bizde.Abdullah SEÇKİN
Gündelik yaşam şiirin sözlüğüne dönüştü
Şiirdeki kelimeler, Taşova’nın gündelik hayatına ilişkin geniş bir tablo oluşturuyor. Giysiler “işlik”, “cember”, “poşu”, “göynek” ve “saku” gibi sözlerle; yiyecekler ise “pelver”, “gilik”, “gudül”, “gosdül” ve “cimcik aşı” gibi karşılıklarla anlatılıyor.
İnsanların davranışları ve fiziksel özellikleri de yöresel kelimelerle ifade ediliyor. “Mıkır”, “teltük”, “ciberük”, “höşül”, “zevzek”, “meremetli” ve “şeremetli” gibi sözler, toplumun insanları ve davranışları tanımlarken oluşturduğu renkli anlatımı yansıtıyor.
Bu yapı, şiiri yalnızca edebî bir metin olmaktan çıkararak Taşova’nın gündelik yaşamından kelimeler taşıyan küçük bir yöresel sözlüğe dönüştürüyor.
Tarım ve köy yaşamının izleri
Taşova ağzındaki söz varlığının önemli bir bölümünü tarım, hayvancılık ve geleneksel ev yaşamı oluşturuyor. Şiirde “aşlık” kırdırılmış buğdayı, “somak” mısır koçanını, “mucur” tahıl ölçeğini ve “yazu” tarla ile araziyi anlatıyor.
Hayvanlar ve hayvancılıkla ilgili “balak”, “sağın”, “şişek”, “culuk” ve “enük” gibi kelimeler de yöredeki üretim biçimlerinin dile bıraktığı izleri gösteriyor. “Tünek”, “tömek”, “yalak” ve “dipşek” ise köy hayatında kullanılan yer ve araç adlarını günümüze taşıyor.
Bu kelimelerin bir bölümü günlük konuşmada daha az işitilse de şiir, onları anlamlarıyla birlikte kayda geçirerek yerel kültür belleğine katkıda bulunuyor.
Yöresel kelimeler kültürel hafızayı koruyor
Ağız özellikleri, bir bölgenin geçmişini, yaşam biçimini ve insanlar arasındaki ilişkileri yansıtan kültürel kaynaklar arasında yer alıyor. Kelimelerin unutulması, yalnızca farklı bir söyleyişin değil, o kelimenin işaret ettiği geleneksel eşyanın, üretim biçiminin veya toplumsal deneyimin de hafızadan uzaklaşmasına yol açabiliyor.
“Derler Bizde” şiiri, Taşova’da kullanılan sözleri kafiye ve tekrar yoluyla hatırlanabilir hâle getiriyor. Yerel kelimelerin yazılı metne aktarılması, bunların genç kuşaklara ulaşmasına ve farklı bölgelerden okurlar tarafından tanınmasına imkân sağlıyor.
Dil Bayramı kapsamında paylaşılan çalışma, Türkçenin zenginliğinin standart yazı diliyle sınırlı olmadığını; yerel ağızların, deyimlerin ve adlandırmaların da ortak dil mirasının önemli parçaları olduğunu hatırlatıyor.
SiyasetinSesi.com
What's Your Reaction?
Like
0
Dislike
0
Love
0
Funny
0
Wow
0
Sad
0
Angry
0
Yorumlar (0)