Belkıs ve Süleyman: Antik Çağın efsanevi aşkı ve gizemleri
Saba Kraliçesi Belkıs ile Kral Süleyman'ın kutsal kitaplara ve sanat eserlerine konu olan bilgeliği, gücü ve dillere destan aşkı tüm detaylarıyla inceleniyor.
SİYASETİN SESİ / İSTANBUL, TÜRKİYE
Antik çağın en güçlü figürlerinden Saba Kraliçesi Belkıs ile hem krallığı hem de peygamberliğiyle bilinen Sultan Süleyman arasında yaşanan ve binlerce yıla meydan okuyan aşk hikâyesi, edebiyattan sinemaya kadar geniş bir coğrafyada ilham kaynağı olmaya devam ediyor.
M.Ö. 1. yüzyıla dayanan kökenleriyle bilinen bu iki bilge hükümdarın diyaloğu, kutsal kitapların tümünde yer alırken; Kraliçe Belkıs’ın güzelliği, zekası ve kökenine dair rivayetler günümüzde hâlâ arkeologların ve tarihçilerin araştırmalarına konu oluyor.
Kraliçe Belkıs’ın gizemli kökeni ve isimleri
Kutsal metinlerin tamamında yer alan ancak her birinde farklı isimlerle anılan kraliçe; İslam geleneğinde Belkıs, Yahudi kaynaklarında ise Mâkedâ olarak bilinmektedir. Kökenine dair en yaygın rivayetlerden biri, annesinin cinler aleminden Reyhane isimli bir varlık olmasıdır. Bu efsanevi köken sebebiyle pek çok tasvirde Belkıs’ın ayaklarının toynak şeklinde veya bacaklarının yoğun tüylerle kaplı olduğu anlatılır. Hatta bazı kaynaklar, bu fiziksel özelliklerinden dolayı kraliçeyi Lilith figürüyle ilişkilendirmiştir.
Kudüs ziyareti ve Sultan Süleyman ile tanışma
Efsaneye göre Belkıs, Süleyman’ın dillere destan bilgeliğini test etmek amacıyla Kudüs’e doğru yola çıkar. Yanında altınlar, değerli taşlar ve baharatlarla dolu şanına yaraşır bir kervan götüren kraliçe, Süleyman’ın zenginliğinden ve adaletinden derinden etkilenir. Öte yandan, Hüdhüd kuşu vasıtasıyla ziyaretten önceden haberdar olan Sultan Süleyman, kraliçenin fiziksel özelliklerine dair söylentileri netleştirmek için sarayın zeminini camla kaplatıp altını su ve balıklarla doldurur. Belkıs, sudan geçeceğini sanarak eteğini sıyırdığında, Süleyman onun ayaklarının anlatılanın aksine normal olduğunu görür.
Devlerin aşkından doğan hanedanlık: Menelik
Ticaret ve diplomasiyle başlayan bu ilişki, pek çok rivayete göre evlilikle sonuçlanmıştır. Ancak Belkıs, yönetmesi gereken bir halkı olduğu için Kudüs’ten ayrılıp ülkesi Saba’ya dönmek zorunda kalmıştır. Bu ayrılık sırasında Süleyman’ın çocuğuna hamile olan Belkıs, oğlu Menelik’i dünyaya getirir. Menelik, büyüdüğünde babasını bulmak için Kudüs’e gitmiş ve daha sonra Etiyopya bölgesindeki hanedanlıkların kurucusu olan ilk Habeş Kralı olarak tarihe geçmiştir.
Sanat ve edebiyatta ölümsüzleşen efsane
Belkıs ile Süleyman’ın aşkı, Divan edebiyatından Batı sanatına kadar pek çok esere yön vermiştir. Hatta bazı kaynaklarda Ferhat ile Şirin efsanesindeki "dağları delme" motifinin kökeni bile Süleyman’ın Belkıs için yaptığı fedakarlıklara dayandırılmaktadır. İnsan, hayvan ve cinlerin hükümdarı olan Süleyman ile antik dünyanın en zeki kadını Belkıs’ın bu hikâyesi, "Dünya sultan Süleyman'a bile kalmadı" sözüyle son bulsa da bıraktığı kültürel miras varlığını korumaktadır.
What's Your Reaction?
Like
0
Dislike
0
Love
0
Funny
0
Wow
0
Sad
0
Angry
0
Yorumlar (0)